İNSAN OL EVLAT
Yaradılış şekli ,fiziksel özellikleri, varlık sebebi ve yeryüzündeki farklı konumuyla ayrı bir yer tutan ve ayrı tutulmak zorunda olan bir varlıktır insan. Dünya denilen yer bir saray ise bu sarayın “Hünkar Mağfili” insandır.
Bilimsel araştırma sonuçları farklı tarihler verse de, üzerinde yoğun görüş birliğine varılan veriler ışığında insanın yaradılışı ve sonrasında bugünkü haline yakın şeklini alması altmış bin yıl öncesine dayanmaktadır. Diğer varlıkların aksine sürekli bir dönüşüm ve yenilenme süreci yaşayan, günümüze kadar ki süreçte diğer varlıklara nazaran hep üstte, hep üstün olandır insan. Şüphesiz bu üstünlüğü, yaradanın kendisine bahşettiği “akıl" delinen melekesinden ötürüdür. Bu meleke diğer bütün meselelerin çıkış ve çözüm noktasıdır. İnsanlar zaman döngüsü içinde çoğalarak, önce aile, sülale, sonra kabile, sonra boy ve daha sonraları toplumları oluşturdular. Her toplum, yaşadığı coğrafyada kendi yaşam biçimini oluşturdu. Kendi geleneklerini, kendi kültürlerini meydana getirdiler. İlahi dinlerin ve kutsal kitapların inmesi ile birlikte işin inanç boyutu başladı. Böylece insanlar bir de inanç yönü ile de birbirinden farklı topluluklara bölündüler. İnanç nazari ile baktığımızda yüce yaradan kutsal kitabımız Kuran-ı Kerim’de (İsra Süresi 70. Ayet):”Gerçekten biz ademoğullarını şerefli kıldık, onlara karada ve denizde kendilerini taşıyacak vasıtalar lutfettik. Onları temiz ve hoş nimetlerle rızıklandırdık ve onları yarattığımız varlıkların birçoğundan üstün kıldık.” Buyurur. Tüm sahip olunan bu özellik ve farklılıklar,........
