GÖNÜL ERENLERİ
“Gönül coğrafyası” deyişi, Anadolu ile özdeşleşmiş bir kelime adeta. Bu toprakları bereketli kılan; sadece doğal güzellikleri ve stratejik konumu değil. Bu iklime farklı esintiler getiren insanının, sahip olduğu ulvi kişilik yapısıdır. Bu coğrafyaya, bu özü veren sayısız gönül insanı mevcuttur. Gönül erenleri dediğimiz kavram da bu güzel insanlardan bize emanet kalmış bir terimdir. Kimi zaman bir filozof, kimi zaman bir derviş, kimi zaman bir bilge ve kimi zaman da derin bir felsefenin öncüleri ve usta öğreticileri olarak karşımıza çıkarlar. Kimi Mevlana olur, kimi Yesevi, kimi Hacı Bayram, kimi Hacı Bektaş, kimi ise Yunus. Bir kilim olarak düşünürsek Anadolu’yu; her renginde, her figüründe, her bir ipinde, onların dokunduğu el izini, akıl ve gönül izini görürüz. Bugün günlük hayatın içinde tatbik ettiğimiz ve farkında olmadan kullandığımız bir söz, bir davranış şekli, bir gelenek, bir alışkanlık ve birçok kalıplaşmış şeyin temelinde, bu gönül insanlarının izi olduğunu görürüz. Bu insanlara, “bu coğrafyanın........
