menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

DEĞİŞMEYEN BATI ZİHNİYETİ

16 0
26.02.2026

İsveç ve Hollandadaki son kutsal kitabımızıın kendini bimezlerce nasıl yakıldığını öfkeyle bizler gibi sizlerde izlemişsinizdir.Son zamanlarda artış gösteren islam karşıtlığının provokatif eylemlerle başka şekle bürünmesi gerçekten düşündürücü.İslamofobi, İslam konusundaki kişinin orantısız ve ölçüsüz korku hissetmesidir. Bu korku irrasyoneldir yani gerçekle ilgili değildir.

Bir kimse yükseklikten korkar ama insan yükseklikten korktuğu için asansöre, uçağa binmiyorsa onun korkusu temelsizdir ve irrasyoneldir. Bu korku kişinin hayatını kısıtlar. İslamofobiye gelince: bir insan bilmediği bir şeye karşı mesafelidir, İslam konusunda hiç bilgisi olmayan insan İslam’a mesafeli olabilir; bu İslamofobi değil, bilgisizliktir. Dünya nüfusunun dörtte birine yakın kısmının dini olan İslam’a karşı bir korku geliştirmiş olması, bu korkunun neden kaynaklandığının doğru analizi ile ortaya çıkar.

Hıristiyan fobi yoktur! Geçmişte Hıristiyan’dan kaynaklanan şiddet olayları yok mu, pek çok var… Hatta rahmetli Muhammed Ali’nin ilginç bir anısı vardır; 11 Eylül 2001 tarihinde ikiz kule trajedisi olduğu zaman yıkımların olduğu yeri ziyarete gider. Gazeteciler gelir ve; “Bunu yapan Müslüman teröristlerdir. Sen de Müslümansın, bu konuda ne düşünüyorsun?” sorusuna Muhammed Ali harika bir cevap verir; ‘Hitler de Hristiyan’dı onun yaptığı şiddet size ne hissettiriyorsa bu olay da bana onu hissettiriyor.” Nazi zulmü altında 70 milyon kişi öldü, ciddi bir soykırım yaşandı ve Hristiyan fobi gelişmedi, hristiyan karşıtlığı ortaya çıkmadı da neden İslamofobi ortaya çıktı? Çünkü soykırımda Hitler’in Hristiyan kimliği ortaya çıkarılmadı ancak El Kaide gibi teröristlerin Müslüman kimliği ön plana çıkarıldı. Bir algı yönetimi sonucunda böyle bir kavram ortaya çıktı.

Aslında İslam’ı bilen bir kimse İslam’la ilgili bir fobi olamayacağını da bilir. Kuran-ı Kerim’de yer alan 114 ayetin 113’ünde rahmet ve rahim yani merhamet kavramları işlenir. İslam dininin peygamberi Hz. Muhammed’in hayatına bakıldığında onun insanlara korku veren değil, merhamet ve güven veren bir rol model olduğu ortaya çıkar.

Mekke döneminde, Hz. Muhammed’e “Dininden vazgeç sana Mekke Emirliği verelim.” deniyor. Peygamber eğer taktik ve stratejik düşünseydi Mekke emiri olur sistemi kurardı, ondan sonra........

© Günışığı Gazetesi