VATAN YAŞATIR, İHANET ÇÜRÜTÜR: BAŞBUĞ’UN İZİNDE
Tarih, milletleri sadece savaş meydanlarında değil; karakterleriyle yazar.
Bazıları ise dimdik kalır.
Bugün Ortadoğu’da yaşananlar, yalnızca bir güç mücadelesi değil;kimliğini koruyanlarla, kimliğini kaybedenlerin savaşıdır.
İran’ın yıllardır Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail karşısında sergilediği direnç, bize unutulan bir gerçeği tekrar hatırlatıyor:
Vatanına bağlı olan millet, teslim olmaz.
Çünkü vatan sevgisi; rahat zamanların süslü cümlesi değil,zor zamanların sarsılmaz iradesidir.
Tam da böyle bir dönemde, Türk milliyetçiliğinin Başbuğu Alparslan Türkeş’in vefat yıl dönümüne denk gelmemiz, bir tesadüf değil; bir uyarıdır.
Başbuğ’un anlayışında vatan; üzerinde yaşanan bir coğrafya değil,uğruna bedel ödenen bir namustu.
Onun milliyetçiliği slogan değil, sorumluluktu.
Ve o sorumluluğun en net ifadesi şuydu:
“Vatanını en çok seven, görevini en iyi yapandır.”
Ama Başbuğ’un bir başka gerçeği daha vardı ki, bugün çok daha sert okunmalıdır:
“Türk milletine düşmanlık edenler, eninde sonunda bunun bedelini öder.”
Çünkü onun dünyasında vatan sevgisi ne kadar kutsalsa,ihanet de o kadar ağır bir suçtu.
Bugün içeride ve dışarıda yürütülen mücadelelere baktığımızda, bu sözlerin ne kadar yerinde olduğu açıkça görülüyor.
PKK gibi yapılar hakkında Alparslan Türkeş hiçbir zaman tereddüt etmedi.
Onu bir “sorun” olarak değil, doğrudan doğruya milli bütünlüğe yönelmiş bir tehdit olarak tanımladı.
Bu yapıların dış destekle büyütüldüğünü, amaçlarının Türkiye’yi zayıflatmak ve bölmek olduğunu açıkça dile getirdi.
Onun çizgisinde bu mesele, pazarlık konusu değil;devletin bekası meselesiydi.
Apo ve benzeri figürler üzerinden yürütülen bu yapıların hiçbir şekilde meşru görülemeyeceğini net bir şekilde ortaya koydu.
Çünkü Başbuğ’a göre;devletine silah doğrultanın ne bahanesi olursa olsun,o artık bir fikir insanı değil, bir tehdit unsurudur.
Bugün asıl tehlike sadece silah değildir.
Asıl tehlike; zihinlerde başlayan çözülmedir.
Vatan kavramını küçümseyen,milliyetçiliği itibarsızlaştırmaya çalışan,aidiyet duygusunu yok etmeye uğraşan her anlayış;aslında aynı hedefe hizmet etmektedir.
Çünkü bir milleti yıkmak için önce onun“vatan” duygusunu yok etmeniz gerekir.
Eğer bir genç, bu toprağa ait hissetmiyorsa…
Eğer bir birey, kendi bayrağını sorgular hale gelmişse…
Orada sadece bir fikir ayrılığı değil,bir kopuş vardır.
Ve unutulmamalıdır ki;bu millet tarih boyunca dış düşmanla olduğu kadar,içerideki ihanetle de mücadele ederek ayakta kalmıştır.
Bugün Ortadoğu’da direnenler bize bir şeyi açıkça gösteriyor:
Vatan sevgisi olan millet, yıkılmaz.
Ama aynı zamanda şunu da hatırlatıyor:İhanet, en çok içeriden geldiğinde tehlikelidir.
Alparslan Türkeş’i anmak; sadece bir lideri hatırlamak değildir.
Onun çizgisini anlamak, bugünü doğru okumaktır.
Çünkü bazı sözler vardır, zaman geçtikçe daha da sertleşir…
Ve bazı gerçekler vardır ki;görmezden gelindikçe büyür.
Vatan ya korunur…ya da kaybedilir.
