Bayram kalabalığı bir başarı hikâyesi mi, yoksa bir uyarı mı?
Kurban Bayramı’nı geride bıraktık. Diyarbakır, belki de son yılların en yoğun günlerini yaşadı. Kentin tarihi sokakları, surları ve meydanları yerli ve yabancı turistlerle dolup taştı. Ciğercilerde uzun kuyruklar oluştu, çiğköfteciler, künefeciler, kahveciler ve hediyelik eşya satıcıları adeta nefes almadan çalıştı.
Şehrin ekonomisi açısından bakıldığında ortaya çıkan tablo sevindirici. Esnaf kazandı, ticaret hareketlendi, Diyarbakır’ın turizm potansiyeli bir kez daha kendini gösterdi. Ancak madalyonun bir de diğer yüzü var. Şimdi durup kendimize şu soruyu sormamız gerekiyor: Diyarbakır bu kadar büyük bir ziyaretçi akınına gerçekten hazır mı?
Bayram boyunca yaşanan trafik yoğunluğu, otopark sorunları, bazı bölgelerdeki düzensizlikler ve çevre kirliliği aslında bize önemli mesajlar verdi. Kentin birçok noktasında araç trafiği neredeyse durma noktasına gelirken, yayaların hareket alanları da ciddi şekilde daraldı. Özellikle tarihi bölgelerde oluşan yoğunluk, hem ziyaretçilerin deneyimini olumsuz etkiledi hem de şehir yönetimi açısından önemli eksiklikleri ortaya çıkardı.
Bir başka mesele ise kent estetiği ve temizlik.
Diyarbakır’a gelen bir turist yalnızca ciğer........
