menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

ABD Başkan Yardımcı JDVance üzerinden İran-Amerika savaşını ve İsrail’in tutumunu okumak!

13 0
31.07.2026

Körfezdeki çatışmaların büyük ölçüde Hürmüz Boğazı’nın kontrolü etrafında yoğunlaşması, küresel enerji piyasalarında ciddi belirsizliğe yol açıyor.ABD Başkanı Donald Trump’ın, kara birliklerinin konuşlandırılması seçeneğini dışlamayı reddetmesi ise pek bir anlam taşımıyor.

Kongre’de geçen hafta düzenlenen bir oturumda milletvekilleri, Trump yönetiminin üst düzey yetkililerine “bir kara operasyonunun değerlendirilip değerlendirilmediğini” sordular. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Dan Caine, kara çatışmalarının bir sonraki adım olacağını doğrulamadı. Yine de “hava gücünün sınırları var”diyerek ucunu açık bıraktığı sözünü şöyle tamamladı: “ABD ordusu her zaman çok sayıda seçenek geliştirebilir!”

Kara operasyonu gündemde mi?

Esasen Trump “kara operasyonu” seçeneğiniasla reddetmiyor. ForeignPolicy dergisine konuşan askeri uzmanlar ve eski ABD’li yetkililer ise geniş çaplı bir işgalin hâlâ düşük ihtimal olduğunu belirtiyorlar. Onlara göre özel kuvvet veya stratejik adaların ele geçirilmesi gibi sınırlı operasyonlar masadaki askeri seçenekler arasında hâlâ bulunuyor.

Buna karşılık stratejik adaların, özellikle Hark Adası’nın ele geçirilmesi veya özel kuvvetlerin askeri hedeflere yönelik baskınlar düzenlemesi gibi sınırlı operasyonların gerçekleştirilme ihtimalinin daha yüksek olduğunun belirtilmesi gerek.

Uzmanlara göre böyle bir operasyon, hâlihazırda bölgede konuşlandırılmış yaklaşık 50 bin ABD askerinden çok daha büyük bir kuvvet gerektirecek. Geniş çaplı bir işgal için 100 binden fazla asker gerekiyor.

CENTCOM’un eski komutanının jeopolitik analizi

2016-2019 yılları arasında ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’na (CENTCOM) liderlik eden emekli General Joseph Votel, ForeignPolicy’eyaptığı açıklamada şunları belirtiyordu:

“Tahran’ın merkezine asker göndermeye doğru ilerlediğimizi düşünmüyorum. Beyaz Saray nükleer tesisleri hedef alan bir kara operasyonunu değerlendiriyor gibi görünmüyor. En muhtemel senaryo İran’ın hâlihazırda faaliyetlerini sürdürmek için kullandığı kilit noktalara yönelik sınırlı baskınlar düzenlenmesidir.

Bu hedefler,özellikle kıyı bölgelerinde ve ülkenin bazı iç kesimlerinde bulunmaktadır. Hedefler arasında komuta ve kontrol merkezleri, füze fırlatma platformları, silah depoları, iletişim ağları ve İran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğini etkilemesini sağlayan altyapı bulunabilir.

Hürmüz Boğazı’ndaki deniz geçişini yeniden açmak amacıyla İran’ın boğaza kıyısı bulunan bölgelerinde toprak kontrolünü hedefleyen daha geniş kapsamlı bir operasyon için en az 100 bin asker gerekir. Ayrıca İran topraklarında stratejik bölgelerin kontrol altına alınması çok zor. Burası çok geniş bir bölge ve İran’ın bunu engellemek için elindeki tüm imkânlarla savaşmasını beklemeliyiz.

İran ordusu dünyanın en güçlü orduları arasında yer almasa da ciddi bir direniş gösterebilecek kapasiteye sahip. Ayrıca İran’ın coğrafi yapısı, ABD açısından asker ve ikmal sevkiyatında karmaşık lojistik sorunlar yaratacaktır.”

Savaş bahisçisi Trump’ın oyun ve çelişkileri

Savaş bahisçisi konumundaki Trump, kararlarındaki istikrarsızlığıyla ve CIA’nin tespitiyle günde ortalama 96 defa yalan söylemesiyle bilinmektedir. Onun sosyal medya paylaşımları sayesinde borsa oyunlarında ailesiyle birlikte yaklaşık 13 milyar dolar vurgunları da yazılıp çizilmektedir. Artık borsaya endeksli olmanın ötesinde bir mesele haline gelmiştir ateşkes ile savaş. Dolayısıyla İran ile ateşkes ve savaşın süresi asla kestirilemez.

Hizbullah’a yakın bir yayın organı olan El Ahbar gazetesi yazarı İbrahim El Emin’in 8 Temmuz 2026 tarihli yazısında da benzer tespitleri okuyabiliyoruz:

“İran, Irak, Lübnan, Yemen ve Gazze cephelerindeki ateşkesin savaşın bizzat durduğu anlamına gelmediğinin farkındayız. Savaş durmuş sayılmakla birlikte çatışma ve muharebenin başka biçimlerde sürmesi sonucunda ölüm ve tahribatlarla can ve mal kayıpları yaşanabiliyor.Bilinmektedir ki bu tür muharebe ve vuruşlar müzakerede elin güçlendirmesiyle ilintilidir.

Saha gerçekliği Amerikan yönetiminin görülebilir bir gelecekte savaşı tamamen sonlandıracağına dair işaret vermiyor; tam tersine Washington bölgedeki siyaset, ekonomi ve güvenlik gibi konuları büsbütün kontrol edip denetimine almak suretiyle kendince bir çözüm yolu bulma arayışındadır. Bu arayış ise eskisinden farklı olarak bazı tadilatlar yapmayı da gerekli kılıyor.”

ABD Ulusal Güvenlik Eski Danışmanı John Bulton sıkı bir İsrail dostu ve Siyonizm destekçisidir. Dolayısıyla İsrail’in talep ve hırslarını karşılamayan hiçbir ateşkes ve barıştan yana olmamasıyla bilinir. IndependentArabia için kaleme aldığı 12 Haziran 2026 tarihli “İran ile çatışmanın bir sonu var mı?” başlıklı değerlendirmesinde ise karamsarlık ve şüphecilik egemendir. Birlikte okuyalım:

“İki ülke arasındaki müzakerelerin durumuna, bir anlaşmanın yakın mı yoksa uzak mı olduğu ve şartlarının ne olabileceği konusunda yaşanan geniş çaplı sözlü atışmaya gelince, çoğunlukla bunlar Çinlilerin ‘boş toplar atma’ dediği türdendir.

Esasında, Tahran ve Washington’dan yapılan eksik ve çoğu zaman çelişkili açıklamalar ve güvenilirliği doğrulanması zor olan anonim sızıntılardan başka elimizde bir şey yok. Böyle bir atmosferde tahminde bulunmak risklerle dolu, ancak ben ABD, İsrail ve Körfez Arap devletleri için kötü bir anlaşmanın geleceğinden korkuyorum…

Trump’ın anlaşmaya varma coşkusu, ulusal güvenlik gereksinimlerinin stratejik bir analizinden ziyade, iç siyasi hesaplardan kaynaklanıyor. Küresel petrol fiyatları savaş öncesi seviyelere kıyasla yüksek kalmaya devam ediyor; bu da ABD’de yakıt fiyatlarını yüksek tutuyor ve sonuç olarak ortalama bir Amerikalı için gıda ve tüketim mallarının maliyetini artırıyor.

Öyle ki ekonomik belirsizlik, Trump’ın siyasi rakipleri tarafından kullanılan çözülmesi zor önemli bir sorun haline geliyor. Kongredeki Cumhuriyetçiler, kasım ayındaki ara seçimlerde Temsilciler Meclisi’nin ve muhtemelen Senato’nun kontrolünü kaybetmekten giderek daha fazla endişe duyuyor.”

Lübnanlı gazeteci; ne topyekûn savaş ne de tam barış ikilemi

Lübnanlı deneyimli gazeteci ve yazar Refik Huri 22 Nisan 2026 tarihli yazısında İran-ABD ilişkilerindeki belirsizliğe vurgu yapıyor. Independentarabia gazetesindeki kısa bir tespitini ödünç alıyoruz:

“Savaşa dönmekle dönmemek arasında bir oyun oynanmaktadır arabulucu Pakistan’ın başkenti İslamabad’da. Ortada henüz tamamlanmamış bir savaş var, çözüm ise henüz olgunlaşmamış. Savaş müzakerenin uç kenarında, müzakerede savaş uçurumunun kıyısında bekliyor…

Doğrusu şu ki, televizyon konuşmalarında bu ikilem hususunu idare edip topu çevirme becerisini kimse Trump’ın elinden alamaz. Misal, aslında çözümü için zor kullanılması gerekmeyen hallerde bile bakıyorsunuz topyekûn seferber olup ölümüne savaş meydanında boy gösteren silahları devreye sokuyor.Öte yandan “donmuş barış müzakeresini buzluktan çıkarma” hususunda çenebazlık yapabiliyor.

Öyle bir hava yaratıyor ki, insanlarda “savaş bitti bitecek” algısı yaratılabiliyor. Müzakere salonu dışında ise son derece savaşçı bir dil kullanıyor. Yani saati saatine uymuyor; güya hasmına karşı oyalama ve yanıltma taktiği güdüyor. Kendisini dinleyip izleyenlerle taraftarları bile herhangi bir konu veya şey için artık emin olamıyorlar.

Aslında iki taraf da görüşmelerden kazançlı çıkmak istemekteler. Bunun basit anlamı şudur: Kendisi galip, düşmanı mağlup olmuştur; buna karşılık düşman bozgunu tatmış, hepten kaybetmiştir!”

MidEast News gazetesi: “Hedefi gerçekleşmeyen savaş tekrar eder!”

MidEast News isimli sitedeki 2 Haziran 2026 tarihli değerlendirme biraz daha ayrıntılı. Dergi, görüşüne başvurduğu uzman ve yetkililerin de fikirlerini almak suretiyle birkaç önemli tespit yapıyor; birlikte bakalım:

“Amerikan siyaseti konusunu yakından izleyen bir uzmana göre; Washington’un öne sürdüğü şartlar mutabakat zeminini hazırlayacak türden olmadığı gibi günden güne daha da ağırlaştırılarak anlaşmak için gerekli bütün gerekçeleri ortadan kaldırmaktadır.Böyle bir durumda hedefini gerçekleştiremeyen bir savaş, kendini tekrar etmekten başka bir işe yaramaz. Durum buyken, hedefini gerçekleştiremeyen bir savaşın kendisini tekrar edip sürekli aynı hataları yapması kaçınılmaz olur. Nitekim ABD ile........

© Güneydoğu Ekspres