SESSİZ ÇÖKÜŞ: BİR TOPLUMUN VİCDANI NASIL YORULUR?
Bazen gürültüyle değil, sessizlikle çöker toplumlar. Büyük kırılmalar, büyük patlamalarla değil; küçük, görünmez, fark edilmeyen ihmallerle başlar. Kimse bir sabah uyanıp ‘biz ne ara bu hale geldik?’ diye sormaz aslında. Çünkü o hale bir anda gelinmez. Adım adım, gün gün, alışa alışa gelinir.
Bugün sokakta yürürken kimsenin kimseye bakmadığını fark ediyor musunuz? Bir selamın bile lüks sayıldığı, bir tebessümün bile şüpheyle karşılandığı bir zamandayız. İnsanlar artık birbirine değil, sadece kendi derdine bakıyor. Çünkü herkes yorgun. Çünkü herkes biraz kırgın. Çünkü herkes biraz yalnız.Ama asıl mesele şu; Bu yorgunluk nereden geldi?
Bu ülkenin insanı çalışmayı bilir. Sabretmeyi de bilir. Ama belirsizliği taşıyamaz. Bugün en büyük sorunlardan biri, insanların yarın ne olacağını bilememesidir. Bir baba, çocuğunun geleceğini düşünürken içinden sessizce çöküyorsa, bir anne mutfakta tencereyi kaynatırken gözleri doluyorsa, orada sadece ekonomik kriz yoktur. Orada bir umut krizi vardır.
Diyarbakır’da da Van’da da durum farklı değil. Çarşıda esnafın yüzüne bakın; sadece satış yapamamanın değil, değersizleşmenin hüznü vardır. Gençlere bakın; işsizlikten çok, ‘benim yerim........
