Yüzyılların yükünü taşıyan kadınlar günü
Tarih, kadınların omuzlarına bırakılmış bir uzun yürüyüştür. Savaşların dumanı da ekonomik krizlerin soğuk rüzgârı da önce onların yüzüne çarpar. Cepheye gidenin ardından tarlayı süren, fabrikada sabaha kadar direnen, evde çocuğun ateşini düşürürken kendi ateşini içine gömen kadınlar…
8 Mart, bir çiçek takvimi değil; yüzyılların biriktirdiği emeğin, acının ve direncin adıdır. Kökü, 1857’de New York City’de hak arayan kadın işçilerin sesine; adı ise 1910’da Kopenhag’da Clara Zetkin’in önerisiyle tarihe yazılan uluslararası dayanışmaya dayanır. O gün bugündür 8 Mart, yalnızca bir anma değil, sorunları bir anımsama ve bir çağrıdır.
Dünyanın neresine baksak, savaşın ve yoksulluğun en ağır faturasını kadınlar ödüyor. Göç yollarında çocuklarını sırtında taşıyanlar da onlar, kriz zamanlarında ilk işten çıkarılanlar da. Eşitsiz ücret, güvencesiz çalışma, görünmeyen ev içi emek… Kadın emeği çoğu zaman kayıtsız, çoğu zaman sessiz; ama asla yok değil. Çünkü yaşamın sürekliliğini sağlayan görünmez ağ, kadınların emeğiyle örülüdür.
Türkiye’de de tablo farklı değil. Ekonomik daralma, artan yaşam maliyetleri, işsizlik ve şiddet sarmalı kadınların gündelik yaşamını da gün geçtikçe........
