Avustralya: Uzak bir cennet (1)
Dünyanın altıncı büyük ülkesi olan Avustralya benzersiz bir ekosisteme sahip. Ülkede sayısız ulusal park, koruma alanı ve doğal yaşam alanı var. Adanın ilk yerleşimcileri yaklaşık elli bin yıl önce Güneydoğu Asya’dan gelen Aborjinler. Tek bir kültürden ziyade benzerlikleri olan farklı kültürlere sahip pek çok kabileden oluşan Aborjinlerin konuştukları diller de farklı. 1770 yılında adaya ayak basan İngiliz denizci James Cook’un ülkenin doğu sahillerinin haritasını çıkarmasıyla birlikte Avustralya, Britanya İmparatorluğu’nun sömürgesi haline gelmiş. 1788 ve 1868 yılları arasında yaşanan göç sırasında Britanya’dan çok sayıda mahkum da adanın “ceza kolonileri” denilen farklı kısımlarına gönderilmiş.
Günümüzde altı eyalet ve iki bölgeden (“Kuzey Toprakları” ile Avustralya Başkent Bölgesi) oluşan Avustralya, parlamenter monarşiyle yönetilen federal bir devlet. Britanya Monarşisi’nin kralı III. Charles, ülkenin devlet başkanı olarak bir genel vali tarafından temsil ediliyor. Ancak bu sembolik bir temsil. Ülkeyi yöneten seçimle başa gelen başbakan.
Avustralya ve Yeni Zelanda’yı kapsayan bol uçuşlu üç haftalık bir gezi sırasında yollarda çok zaman kaybettiğimiz için Avustralya’da toplamda sadece on gün dolaşabildik. (Beş gün de Yeni Zelanda’daydık.) Dolayısıyla bu kocaman ülkenin belirli yerlerini “tadımlık” görebildik. Gittiğimiz yerleri sırayla anlatmak istiyorum.
Viktorya Eyaleti’nin merkezi ve Avustralya’nın ikinci büyük şehri olan Melbourne’ü tanıyabilecek kadar vakit geçirdiğimizi söyleyemem. Kültür ve ticaret merkezi olan ve ayrıca bir “bahçeler şehri” diye anılan Melbourne’de yaptığımız yarım günlük bir turdan aklımda kalan, Viktorya dönemine ait tarihi binalar ile modern yüksek yapılardan oluşan şehir merkezi, park ve bahçelerin insanın içini ferahlatan bolluğu oldu. “Kings Domain” denilen geniş bir parktaki Avustralya-Türk Dostluk Anıtı’nı, Kraliçe Victoria’nın adını taşıyan kapalı pazarı, “Fitzroy Gardens”daki Cook’un kulübesini ziyaret ettik. (Aslında bu ev James Cook’un anne ve babasının İngiltere’nin bir köyündeki evleriymiş. 1934 yılında bir hayırsever tarafından komple buraya taşınmış. Niye ki?) Melbourne Müzesi’nde içi doldurumuş bir şekilde sergilenen Phar Lap adındaki yarış atının hikâyesi beni çok etkiledi. Yarra Nehri kıyısında yediğimiz öğle yemeğinden sonra “Phillip Adası Doğa Parkı”na doğru yola koyulduk.
Yaklaşık yüz kilometrekarelik bir alana yayılan doğa parkında önce “Koala Koruma Alanı”na gittik. Avustralya’ya özgü bu sevimli hayvanlar özellikle ülkenin güney ve doğu kısımlarında........
