Alsace’dan İsviçre’ye: Bir ilkbahar kaçamağı (1)
Geçtiğimiz Nisan ayının ikinci yarısında Fransa’nın Alsace bölgesini ve İsviçre’yi içeren 8 günlük kısa bir gezi yaptım. “Alsace tam olarak nerede” diyecek olursanız, yukarı Ren Nehri’nin batı kıyılarında, Fransa’nın doğu sınırındaki bu bölge Almanya ve İsviçre ile komşu. Geçmişte Kutsal Roma İmparatorluğu’nun bir parçası olan Alsace tarihte genellikle Lorraine bölgesi ile birlikte anılıyor. Çünkü bu iki bölge yıllar boyunca Fransız ve Almanlar arasında el değiştirmiş. Bu durum elbette bölgenin kültürünü de etkilemiş. 1944’ten beri Fransa’nın bir parçası olan Alsace, günümüzde kuzeyden güneye doğru uzanan “şarap yolu” boyunca üretilen çeşitli beyaz şarapları ve “crémant d’Alsace” denilen köpüklü şarabı ile ünlü.
İsviçre’nin nerede olduğunu söylememe ise gerek yok sanırım. Alp Dağları’nın kuzey ve güney yamaçlarında konumlanan ülkenin bir kış sporları cenneti olduğunu hepimiz biliyoruz. Alpler İsviçre topraklarının yüzde 60’ını kapladığından, karayolu ve demiryolu ile ulaşım ve yük taşımacılığında tünellerin rolü çok fazla. Ülkede yaklaşık 1200 tünel, ayrıca 1500’den fazla göl var. Avrupa’nın “göller bölgesi” olan İsviçre’de Zürih Gölü kıyısındaki Zürih ile Cenevre Gölü kıyısındaki Montrö, Lozan ve Cenevre şehirleri tarihi ve kültürel zenginlikleriyle bilinen merkezler.
Almanya’nın Stuttgard kentinden hareketle başladığımız gezi sırasında Alsace bölgesinden sonra Almanya ve Avusturya’ya iki kısa giriş çıkış yaptık. Liechtenstein’ın başkentinde kısa bir süre dolaştık. Lozan’dan Cenevre Gölü’nün karşı kıyısındaki Fransa’ya tekrar gidip döndük. Bir ülkeden diğerine elini kolunu sallayarak girebilmenin gündelik hayatın doğal bir parçası olduğu bu coğrafyada sınırları bir tarafa bırakıp, gezimizin güzergâhında gördüğümüz yerleri sırasıyla anlatmak istiyorum.
STRASBOURG: ALSACE BÖLGESİNİN GÖRKEMLİ MERKEZİ
Tarihi ve kültürel miraslarının zenginliği ile tanınan Strasbourg bir yanda Orta Çağ’dan kalma dar sokakları ve yarı ahşap evleri, diğer yanda Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Komisyonu İnsan Hakları Mahkemesi gibi kuruluşların yer aldığı modern yapıları barındıran bir şehir. İnsanı hemen içine çeken bir dinamizmi var. Şehrin tarihi merkezi olan UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki “Grande Ile” Ren Nehri’nin bir kolunu oluşturan İll Nehri’nin üzerindeki kanallarla çevrelenmiş bir ada. (Zaten “Grande Ile”in Türkçesi “Büyük Ada”) Şehirde geçirdiğimiz yarım günde önce “Grande Ile”deki bir meydanda yer alan Notre Dame Katedrali’ni görmeye gittik. 11. yüzyılın başında yapımına başlanan Katedral uzun tarihi boyunca epey değişikliklere uğramış. İç mekandaki 12. yüzyıldan kalma vitray pencereler ve 17. yüzyıldan kalma astronomik saat gibi. 142 metrelik bir........
