menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Endülüs’te raks: Wallada Bint al-Mustakfi

30 0
19.04.2026

Orta Çağlarda kadının rolüne dair pek çok put kırılmış, dini ve ailevi baskılarla ipotek edilmiş kadın ruhu ve bedeni tezi bir nebze çürütülmüş olsa da Orta Çağlar yine de Orta Çağlardır. Kadınlar kısa hayatlarında çok çalışır, çoluk çocuğa karışır, çok şanslı değilse adsız milyonlar gibi ya bir tür vebadan ya da başka bir illetten 30’unu görmeden gider. Şanslı dediğim kısım ya aristokrattır ya da saray çevresindendir, o yüzden de kimsenin alamayacağı eğitimi alma şansına erişir, kimsenin hukuki olarak alma hakkına nail olmadığı mirasa da konar. İstisnalar kaideyi bozmaz. Ama tarih ekseriyetle “everyman” yani sıradanı değil istisnaları kaleme alır. Ben de böyle müstesna bir kadını yazacağım çünkü çok yakında onun diyarını soluyacağım, onun gezindiği dar sokakları keşfe çıkıp Endülüslü şairlerin ve ressamların izinden gideceğim.

Kahramanımız Wallada bint al-Mustakfi, Endülüs’ün en özgün ve asi şairlerinden biri olarak tarihe geçmiş bir kadındır. Her ne kadar onunla ilgili kaynaklar, ölümünden onlarca hatta bazen yüzlerce yıl sonra yazılmış olup güvenirlikleri sorgulansa da bu onun son derece farklı, cesur ve çığır açıcı bir kadın olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Onunla ilgili yazılmış en önemli kitap, İbn Bassam’ın, “Dhakhira fi Mahasin ahl al-Jazira” adlı eseridir, ayrıca İbn Hayyan’ın Kordoba’daki hayatını kaleme aldığı tasviri ve Al-Makkari’nin biyografik sözlükleridir. Tüm bu eserlerde karşımıza çıkan anekdotlar, onu yüzyıllar sonra efsaneleştirmiş, sanat eserlerine ilham kaynağı oldurmuştur. Safo gibi çok az sayıda dizesi günümüze ulaştığı için belki de hak ettiği üne sahip değildir ama yaşamı anlatılmaya başlandığı anda dikkat ve merak uyandırdığı kesindir.

EMEVİ HALİFESİNİN KIZI

Wallada bazı kaynaklara göre 994, bazı kaynaklara göre 1001 yılında Kordoba’da, zamanın son Emevi Halifelerinden III. Muhammed el-Mustakfi’nin kızı olarak ülkesinin iç savaşlarla çalkalandığı son derece kaotik bir zamanda dünyaya gelmiştir. Babasının, tahtı resmen beklemediği bir anda kucağında bulduğu ve ne yazıktır ki son derece zayıf, liyakat yoksunu ve tembel bir adam olduğu tarihe geçmiştir. Pek çok liyakatsiz ve erdemsiz lider gibi kendisine “kral çıplak” diyemeyen yalakalarla sarılmış olan işbu baba oturtulduğu tahta ancak 47 gün tutunabilmiş, işler kaynamaya başlayıp darbe dedikodularını işitince, şarkıcı kılığına girerek Kordoba’dan kaçmaya çalışmıştır. Haftalar sonra kaçak babasının zehirlendiği haberini........

© Gazete Pencere