menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

"Galiba sevmeyi bilmiyor"

29 0
05.07.2026

İstanbul Film Festivali'nde izlediğim The Annesi Ninja, Fatih Gühan ile Özge Gürel'in hayat verdiği iki karakter üzerinden toksik ilişkileri yalın ama etkileyici bir dille ele alıyor. Bunu da bağırmadan, mesaj verme kaygısına kapılmadan, parmak sallamadan; hayatın doğal akışı içinde başarıyor. Senarist-yönetmen Sinan Yabgu Ünal ve oyuncu Fatih Gühan ile filmin çıkış noktasını, karakterleri, tek plan anlatımını ve festival yolculuğunu konuştuk. Ayrıca röportajımızı Mutlu Hayat Perdesi YouTube kanalı üzerinden görüntülü olarak da izleyebilirsiniz.

‘The Annesi Ninja’ sizin için nasıl bir proje oldu? Sizde bıraktığı duyguyla başlayalım.

Fatih Gühan: Benim için başından itibaren büyük bir heyecandı. Öncelikle Sinan Hoca'nın (Yabgu Ünal) senaryosu ve kalemi çok etkileyiciydi. Karakter de oynamak isteyeceğim bir karakterdi. Çekimlere başladıktan sonra ise işin düşündüğüm kadar kolay olmadığını gördüm. Çok zorlandım, çok yoruldum. Hani hep "Çekerken çok eğlendik." denir ya bizim için öyle değildi. Ama filmi izlediğimde ortaya çıkan sonuçtan büyük mutluluk duydum. Sinan Hoca'nın bana yaklaşımı da bu sürecin önemli bir parçasıydı. Potansiyelimin daha fazlasını yapabileceğime inanması bana cesaret verdi ama aynı zamanda oyunculuk anlamında sınırlarımı da zorladı. Yorucu ama sonunda çok tatmin edici bir deneyimdi.

“Rüya gibi bir deneyimdi”

Seyirci olarak sizi Kızılcık Şerbeti'nden tanıyoruz. Bu filmde ise o karakterden tamamen sıyrılıp bambaşka bir oyunculuk izlemiş olduk.

Fatih Gühan: Benim için de oyunculuğu bu kadar seven ve hevesli biri olarak rüya gibi bir deneyimdi. Gerçeğin peşinden gitmeye çalıştık. Usta oyuncuların söylediği gibi mesele aslında "oynamamak." Bu süreçte hem mesleğimde geldiğim noktayı hem de ana akım işlerin bende bıraktığı alışkanlıkları fark ettim. Gerçeği aramak ve bunu deneyimlemek benim için çok değerliydi.

“O gün kafamda canlandırdığım karakterin tam karşılığı Fatih olmuş”

Fatih Gühan'a nasıl karar verdiniz, cast nasıl seçildi?

Sinan Yabgu Ünal: Fatih'i ilk kez Kızılcık Şerbeti'nde izledim. İlk etapta oyunculuktan çok karakterin tipolojisini arıyordum. Erkek karakterin Anadolu'dan gelen biri olmasını istiyordum ve Fatih'in ismini en başından söylemiştim. Yapımcımızın oyuncu seçiminde beni özgür bırakması da önemliydi. Bu yüzden oyuncuların daha önce yaptıkları işlerden çok, bu hikâyeye ne kadar uyduklarına odaklandım. Yaklaşık üç aylık bir oyuncu seçme süreci geçirdik. İlk auditiondan itibaren Fatih dikkatimi çekmişti ama yüz yüze çalışınca aradığım gerçekliği bulduğuma emin oldum. O dönem Kızılcık Şerbeti devam ettiği için takvim konusunda tereddüt yaşadık. Tam o sırada dizide Fatih’in rolünün bitmesiyle bizim de planımız hiç bozulmadı. Aslında bu filmi 2018'de yazmıştım. Aradan geçen yıllar bana da iyi geldi. Geriye dönüp baktığımda, o gün kafamda canlandırdığım karakterin tam karşılığı Fatih olmuş.

“Onun Kızılcık Şerbeti'ndeki oyuncu olduğunu anlamadıklarını söylediler”

Popüler bir diziden tanınan bir oyuncuyu görüp, onu bambaşka bir karakterle bu hikâyenin parçası yapmak bence çok değerli. Rol onun da kaderiymiş, diziden tam o dönem çıkıyor.

Sinan Yabgu Ünal: Bence de öyle. Filmler zamansızdır. Bugün Fatih'le bu filmi çektik ama ben onun oyunculukta ve kariyerinde gideceği yeri görebiliyorum. Belki de sinemadaki ilk yıldızlaşacağı işin bu olmasını istedim. Yıllar sonra "Sinemaya bu filmle adım attım." demesi ve hayatında böyle bir iz bırakabilmek benim için çok kıymetli. İKSV'de yaptığımız iki gösterimden sonra bunu çok duydum. Oyuncular, yönetmenler, yapımcılar ve seyirciler, filmin yarısına kadar onun Kızılcık Şerbeti'ndeki oyuncu olduğunu anlamadıklarını söylediler. Bu benim için çok önemliydi. Çünkü Fatih gerçekten bu role her şeyini verdi. Açıkçası Kızılcık Şerbeti devam ediyor olsaydı bu film büyük ihtimalle olmazdı. Böyle bir rolü o disiplin içinde çıkarmak çok zordu. İkimiz de bunun altından kalkamazdık.

“Benim derdim en başından beri bir ödül kazanmak ya da yarışmak değildi”

Film, İstanbul Film Festivali'nde yarıştı. Filmin festival yolculuğu devam ediyor.

Sinan Yabgu Ünal: Evet, daha çok başındayız. Benim derdim en başından beri bir ödül kazanmak ya da yarışmak değildi. Günümüzde herkesin başına gelebilecek bir hikâye anlatmak istedim. Bağımsız sinemada birbirini tekrar eden işlerin arasına karışmayan, kendine ait bir film olsun istedim. İlk gösterimde beni en çok heyecanlandıran filmin kendisi değil, seyircinin vereceği tepki ve söyleşi bölümüydü. Filmin farklı bir yerde durduğunu düşündüğüm için nasıl karşılanacağını merak ediyordum. Seyirciden çok güzel geri dönüşler aldık. Özellikle........

© Gazete Pencere