Savaş tek yol değil.! Ama NATO’nun Başyücesi öyle istiyor…
Yıllar önce, 1990 Haziranı’nda, ABD Başkanı George Bush (Baba) ve Sovyet Lideri Gorbaçev Washington’da buluşmuşlardı. Berlin duvarı yıkılmıştı. İki lider, Almanya’nın birleşmesi ve birleşik Almanya’nın NATO üyeliği üzerinde uzlaştılar.
Bu, Sovyetler açısından büyük bir tavizdi; tarihin akışını değiştirdi.!
Öncesinde, Başkan Bush NATO ittifakının ‘reformu’ ve Sovyetler Birliği’ne ‘farklı’ bir yaklaşım benimseme arzusunu göstermek üzere bir NATO zirvesi çağrısı yapmıştı.
O NATO zirvesi 1991 yılında Londra’da toplandı. Aslında birleşik Almanya’nın NATO’ya katılımıyla Varşova Paktı’nın da NATO’nun da varlık sebebi ortadan kalkmıştı.
Varşova Paktı dağıldı ama NATO kaldı.
Gorbaçov, birleşik Almanya’nın NATO’ya üyeliği sonrası NATO’nun artık daha fazla doğuya genişlemeyeceği garantisi için çok çabaladı ama resmi bir taahhüt alamadı. Fakat, Sovyet Rusya -- resmi taahhüt olmasa da -- NATO’nun doğuya genişlemeyeceğine inandırıldı. Aynı eski Finlandiya Cumhurbaşkanı Ahtisaari’nin 2004’te Türkiye’yi AB üyeliğine inandırması gibi…
Amaç, Amerika’nın tek buyurgan, ABD başkanının da Başyüce olacağı bir Soğuk Savaş sonrası düzen kurmaktı.
Londra Zirvesi’nde kabul edilen yeni NATO Stratejik Konsepti, “Askeri olarak karşı karşıya gelmeye sebep olan Avrupa’nın siyasi bölünmüşlüğünün artık kalmadığını” tespit ediyordu.
Üstelik Avrupa’da, daha önce görülmemiş bir askeri şeffaflık ortamı vardı. Silahların kontrolü alanındaki tarihi gelişmeler, güvenlik ve istikrarı, müttefiklerin güvenliğini........
