menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

NATO’nun Atinalısı

44 0
12.07.2026

Tarihteki ilk kolektif savunma paktlarından biri Delos Deniz Birliği’dir. M.Ö. 478 yılında kurulan bu birliği bugünkü NATO’nun atası olarak adlandırsak pek de yanlış bir şey söylemiş olmayız. Kuruluş nedenine ve pratik işleyişine baktığımızda NATO’dan pek farklı olmadığını görebiliriz.

Delos Deniz Birliği, Atina ve diğer kent devletlerinin Ege Denizi’ndeki Delos adasında, bir araya gelip anlaşmasıyla kuruldu. Amaç, Pers tehdidine karşı askeri bir birlik kurarak, Yunan kent devletlerinin güvenliğini sağlamaktı.

Üyeler, bu birliğe gemi ya da para temin ederek yıllık yükümlülüklerini yerine getiriyorlardı. Atina ise birliğin lideri olarak askeri operasyonları yürütüyordu. Ancak birlik kuralları gereği üye kentlerin içişlerine karışmamayı da taahhüt ediyordu. Anlaşmaya göre Delos Deniz Birliği’nin izleyeceği politikalar, üyelerin oluşturacağı bir meclis yoluyla belirlenecek ama yürütme görevi ve aynı zamanda hazinenin kontrolü Atina’da olacaktı. Bu, aslında daha en baştan itibaren birliğin bütün iplerin Atina’nın ellerine bırakılması anlamına geliyordu.

Nasıl? Her şey ne kadar tanıdık değil mi? Bakalım hikâyenin devamına da aşina mıyız?

DELOS’TAN ATİNA İMPARATORLUĞUNA…

Birlik yaklaşık 25 yıl Perslerle mücadele etti. Sonunda da General Kimon komutasındaki Atinalılar ve müttefikleri Persleri Avrupa topraklarından kovdu. Üstelik Ionia’da deniz üslerine sahip olmalarına da izin vermedi.

Sonrasında ne mi oldu dersiniz? Tabii ki Atinalılar bu birliğin gücünü kendi çıkarları için kullanmaya devam etti ve bölgede hüküm sürmeye başladılar. Korsanları ve ailelerini köleleştirip bölgede Klerukhia adıyla bilinen koloniler oluşturdular. Bu koloniler diğerlerinin aksine içişlerinde tamamen bağımsız değillerdi. Buralar Atina toprağı sayılıyordu ve oradaki insanlar da Atina vatandaşı olarak yaşıyordu.

Devlet tarafından genellikle fakir Atinalılar arasından seçilen klerukhosların her birine kleros denen parsel toprak parçası veriliyordu. Böylece hem Atina’da hoşnutsuz olan ve sorun yaratma ihtimali olan fikirler için yeni bir hayat imkânı yaratmış hem de imparatorluk için bir garnizon oluşturmuş ve Atina’ya karşı girişilecek ayaklanmaları önlemiş oluyorlardı.

Birlik giderek güçlendi ve Pers tehdidine karşı en önemli güç hâline geldi. Bu sayede pek çok kent devleti de birliğe katıldı. Hatta birliğe katılma konusunda pek de gönüllü olmayan Naksos ve Thasos gibi kent devletleri de Atina’nın gücüne boyun eğip birlik üyesi oldular.

Zamanla birlik tamamen Atina’nın kontrolüne geçti. Hatırlarsanız üye kent devletleri birliğe gemi yardımı yapıyorlardı. Artık Pers tehdidi de ortadan kalktığı için........

© Gazete Pencere