menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

BÖLGESEL DEĞİŞİMLER BAŞLIYOR MU?

286 0
17.10.2026

“20.YY’ın ikinci yarısında gelişmiş kapitalist ülkeler için “Birinci Dünya”, Sovyetler Birliği liderliğindeki sosyalist ülkeler için “İkinci Dünya” ve gelişmekte olan ülkeler için de “Üçüncü Dünya” terimleri kullanılırdı.

1990’lı yıllarda Sovyetler Birliği’nin dağılması ve beraberinde İkinci Dünya’nın da sona ermesiyle “Üçüncü Dünya” terimi de ortadan kalktı. “Üçüncü Dünya” yerine “Küresel Güney” terimi kullanılmaya başlandı.

“Küresel Güney” terimi, tümü Güney Yarım Küre’de yer almayıp Afrika, Asya ve Latin Amerika’ya yayılmış farklı ülkeleri ifade ediyor.

ABD, onlarca yıldır kendi dünya liderliğine boyun eğmeleri için Küresel Güney ülkelerine baskı uyguladı. Bunu çoğu Güney Yarım Küre’de yer alan bu ülkeler için uygun tek ortağın kendisi olduğu gibi varsayımlara dayanarak ve bu ülkelerdeki zayıf, bağımlı ve kukla rejimler üzerinde askeri, ekonomik ve siyasal baskılar oluşturarak yaptı.

İran’da 1979 yılında gerçekleşen İslam Devrimi bir iktidar değişiminin ötesinde dünyaya egemen Batı medeniyetine karşı yeni bir medeniyetin de müjdecisiydi.

Bu tevhid eksenli medeniyet hareketi doğal olarak dünya siyasal literatürüne kendi terimlerini sunmaya başladı. ABD için “Büyük Şeytan”; ABD’ye özenen yayılmacı, sömürgeci, işgalci güçler için “Küçük Şeytanlar” veya hepsine birden “Müstekbir Güçler”; Ezilen, sömürülen ve zayıf bırakılmış ülkeler halkları için “Mustaz’aflar” vb terimleri kullanmaya başladı. Küresel Güney terimi yerine daha belirgin, daha kalıcı ve kapsayıcı “Mustaz’aflar” terimini tercih etti.” https://rasthaber.com/yemen-mustazaf-halklar-icin-mustuluktur/

 1979 İran İslam Devrimi ile birlikte küresel siyonizmi en endişelendiren konu bölgesel rejimlerin de ‘devrim ihracı’ndan etkilenerek değişeceği idi.

Bu bağlamda Türkiye’de 12 Eylül ABD/NATO darbesi ile tedbir alınırken, NATO destekli koalisyon, Irak-İran savaşı olarak adlandırdıkları 8 yıllık bir saldırı başlattı İran’a. Bölgede de önemli gelişmeler yaşandı, halen de yaşanıyor. Medya büyük bir karartma yaptı ve itibarsızlaştırıcı kavramlar ve söylemler geliştirildi. Mezhepçilik kartı devreye sokularak şii mezhebi ötekileştirildi, şeytanlaştırıldı. İran’a ekonomik yaptırımlar uygulandı ve diğer tedarikler engellenerek uzun bir kuşatma ve yaptırım süreci de başlatıldı ve halen devam ediyor. İran halkına ve devrimine terör saldırıları düzenleyen Halkın Mücahitleri adlı terör örgütüne destek verilerek İran’a karşı terör faaliyetleri başlatıldı ve bölge ülkelerinde barınma olanakları sağlandı. Özellikle Irak’ta…

İsrail karşıtı olan tek Arap devleti olan ve İran-Irak savaşında diğer körfez ve bölge ülkelerinin tersine destek ve nefes alabildiği, lojistik kimi tedarikleri sağladığı Suriye’de 1982’de İhvan, ayaklanma başlattı.

İran’ın bütün nasihatlerine rağmen, İran’ın en dar zamanında gerçekleştirilen bu ihanet Hama trajedisiyle sonuçlandı ve bastırıldı.

İran, ağır saldırılar ve baskılara rağmen İsrail etrafında direniş denilen bir çember oluşturarak İsrail’in yayılmasını engelledi ve onu lokalize etti. Bu ayaklardan biri de Suriye idi. Küresel Siyonizm ise özellikle ABD eliyle ve bölge ülke yönetimlerini bu konuda işin içine sokarak, çeşitli projeler altında, çeşitli söylemler üreterek bu çemberi kırmak istiyordu. Özellikle soğuk savaşın sona ermesi ile süreç yeni bir aşamaya girdi ve ABD ya da küresel Siyonizm 11 Eylül saldırıları ile işgal edilecek ülkelerin listesini dünyaya duyurdu…

ABD/NATO Yeşil kuşak projesi’nden başlayarak https://tr.wikipedia.org/wiki/Yeşil_Kuşak_Projesi   http://umrandergisi.com.tr/yeni-yesil-kusak-projesi-ve-yogunlugu-azaltilmis-isl-m-cn3029.html  bölgede İslam’ın üzerini ve potansiyelini örtmeye, dizginlemeye, saptırmaya dönük çok ayaklı operasyonlar gerçekleştirildi. Hala piyasada örnekleri bulunan birçok tarikat, terör örgütü ve cemaat üretti. Fetö, bu konuda en canlı örnek. El Kaide, Işid, Bokoharam, seküler terör örgütleri, BOP tarzı projeler vs

Bölgede direkt müdahalelerle çözülemeyen ince işçilik gerektiren zihinsel algılar için sadece hocalar, cübbeliler, Karadavi gibi intihar saldırıları ve mazlum halklara saldırı fetvaları veren sözüm ona alimler, Colani ve kadrosu gibi baş kesen, intihar saldırıları düzenleyen, soykırım yapan teröristlerin yanı sıra güzel Kuran okuyan siyasetçi profiller Arap Baharı denen süreçte yönetimlere getirildi.

Konumuza dönelim ve bu bağlamda Suriye’de 1982’de eksik kalan iş tekrar İslam/din soslu, zalime karşı cihad şablonu ile Clintonlar, Obama, Davutoğlu’nun ve diğer kadroların yer aldığı proje uygulamaya kondu. Nihayet namazlı Siyonizm, İsrail’in bu emelini Colani dedikleri teröristlerini başa getirerek devrim adı verdikleri Siyonist bir işgal........

© Gazete İpekyol