menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

ÖVGÜ VE SAYGISIZLIK

11 0
13.10.2026

Bir arkadaşımız, medyatik bir hocadan alıntılayarak, "Sahabilerin Peygamberimizin (sav) tükürüğünü, sümüğünü vücutlarına sürdüklerini hatta yuttuklarını, idrarını ve hacamat yaptırdığında çıkan kanını içtiklerini, bu tür bilgilerin sosyal medyada dolaştığını” söyleyerek bunun doğru olup olmadığını sordu.

Bazı tarikat şeyhlerinin bir-iki şaz, zayıf ve uydurma rivayetlere dayanarak Hz. Peygamberle iltisakı uygunsuz, yakışıksız bir takım vasıflar öne sürdükleri ve bir kısım sofilerin  de  akılları sıra Allah Resulunu (sav) mübarek kılmak, övmek  kasdıyla  daha fazla ekleme ve abartılı ifadelerle olayı naklediyorlar. Bu tür yakışıksız şeylerin Hz Peygamber hakkında düşünülmesi dahi saygısızlıktır.

Peygamber (asv)'ın idrarının içilmesiyle ilgili rivayet, iki sahabi hakkında bildirilmiş ve içilmesi su olduğu zannıyla gerçekleşmiş. Peygamberimiz (sav) tuvalet yeri uzakta olduğun için, sıkıntıdan veya rahatsızlığından ötürü bazı geceler uzaktaki tuvalet yerine gitmeyerek gündüz dışarıya dökmek üzere bir kaba idrarını yapıyordu. Farklı zamanlarda odayı düzenlerken bu idrar kabına rastlayan iki farklı kadın hizmetçi teberrük su zannedip içmişlerdir. Bu çerçevede rivayet açısından Peygamberimizin (sav) idrarını içme ile ilgili bir emri yoktur, içtiklerinden de sonra haberdar olmuştur.

Bir rivayete göre de, Peygamberimi (sav) hacamattan sonra çıkan kanını uygun bir yere gömmesi için bir çocuğa vermiş, o çocuk da kanı döküp üstünü toprakla örteceğine, gizlice içmiş. Peygamberimiz ona emrettiği şeyi yapıp yapmamadığını sorduğunda çocuk, yalan söylemeyip bir hastalığı olduğunu belirterek şöyle demiş: “Sen âlemlere rahmet olarak gönderildiğinden belki vücudunun bir parçasını içersem şifa bulurum diye düşünüp içtim.” Bu iki rivayet dışında efendimizden başka rivayet yok.

Sümük, balgam veya tükürük rivayeti ise, Hudeybiye antlaşması zamanında müşriklerin temsilcisi olan Urve bin Mes’ud’a........

© Gazete İpekyol