MÜJDELER OLSUN KÖTÜ GÜNLER BİTTİ!
TÜİK mart ayının enflasyon oranını 3 Nisan Cuma günü açıklayacak. En iyimser tahminle yüzde 3'ten aşağı bir aylık enflasyon artışı beklemiyorum. Ama TÜİK işte. Bildiğiniz gibi. Öyle düşük bir enflasyon açıklayıverir ki şaşırıp kalırsınız. Bana göre yüzde 3 bile çok iyimser bir tahmin. Çünkü mart ayındaki akaryakıttaki yüksek zamlara bakarsanız, ne kadar haklı olduğumu siz de anlarsınız. Çünkü benzin şubatta yüzde 4,8, bu ay yüzde 6,5 zam gördü. Şubatta motorine de yüzde 4,8 zam geldi. Ancak motorin zammı bu ay yüzde 15’i buldu. Akaryakıt böyle zamlanınca, gıdaya etkisi olmaz mı sanıyorsunuz. Olmaz olur mu? Özellikle meyve sebze fiyatlarında inanılmaz artışlar yaşanmasında motorin fiyatındaki artışın elbette etkisi var.
Bir de bunun üzerine fırsatçıların zamlarını eklerseniz, gıdadaki enflasyonu seyreyle gülüm! Fırsatçıları unutmayın. Çok mu umurlarında ahlak, esnaf etiği! Bunu diğer sektörler de takip eder. Diğerleri zam yapınca, alemin safı ben miyim deyip, adeta domino taşlarının sırayla yıkılması gibi, herkes sıralanır zam yapmak için. Vatandaş mahvolmuş, alım gücü erimiş, mutfaklarda yangın varmış kimin umurunda! Bir de bunun üzerine hani televizyonlardaki yorumcular 'ne yapacağı öngörülemeyen ABD başkanı' diyorlar ya, ben ona kısaca 'dengesiz' diyorum. İşte o Trump'ın İran savaşında ısrarı devam ederse bırakın enflasyonu cari açıkta da durum fena… Cari açık en iyimser tahminle 50 milyar doları bulabilir diyor uzmanlar. Neden öyle diyorlar? Sorun yalnızca fiyat artış hızının yükselmesi olsa yine iyi. Cari açık deyince aklınıza üç başlık gelsin. Biri ihracat, ikincisi ithalat diğeri ise turizm… İhracat (dışsatım) deyince de sadece İran'ı değil tüm Ortadoğu'yu düşünün. Orada bir kayıp var.
Diğeri ise ithalat. Biz dışardan en çok ne alıyoruz? Tabi ki petrol ve türevleri. Petroldeki varil fiyatı arttıkça, cari açık da büyür. Bir de turizm dedik. Yakında turizm sezonu açılıyor. Böyle bir savaş coğrafyasına yurtdışından kim tatil yapmaya gelir. Deniz, güneş, kum… Tepenizde havai fişekler değil füzeler patlıyor. Pek keyifli olmasa gerek! Yani diyeceğim turizm sezonu hiç parlak geçmeyecek; ya doluluk oranı düşecek ya ciddi ölçüde fiyat kırmak gerekecek. Şimdi bütün bunları üst üste toplayın. Tahmin edin bakalım cari açıktaki kayıp ne kadar olur.
Ve asıl can alıcı soru: Bilin bakalım tüm bunlar en çok kimi etkileyecek? Tabii ki zaten dezenflasyon politikası yüzünden yoksullaştışça yoksullaşan, alım gücü dibe vuran, bankaların kucağına düşen, icralar yüzünden mahkeme koridorlarına düşen işçi, memur, asgari ücretli ve yoksul emekliyi! O yüzden evet kötü günler geride kaldı. Müjdeler olsun, daha kötüleri bizi bekliyor!
