Hoşçakalın
Ve Gazete Duvar yayın hayatına son veriyor. Bizim gibilerin başına bu da, uğraşılıp didinilip başlanamayan işlerin yarattığı hüsran da sık sık gelir. Duvar’ın, büyük bir sarsıntıyı atlattıktan sonra tekrar yüzeye çıkıp, kendisinden kat kat büyük uluslararası sermaye duvarına çarpması… yazık oldu doğrusu. Halbuki hep memleket içindeki engelleri, balyozları, iş makinelerini kollaya kollaya bugüne kadar gelebilmiştik.
Duvar’da hayatî bir şeyin becerildiğini düşünüyorum. Başından beri. Burası kimsenin hiçbir şeyine hizmet eden, kimsenin çıkarını kollayan bir yer olmadı.
Gazeteciliğin temel ilkeleri ve varoluş koşulları bakımından fazlasıyla tehditkâr, tahripkâr, akıl fikir bozucu, yoldan çıkarıcı güncel dayatmalar yüzünden benimsenen birçok yöntem; üslûp, ayrıntı ve dil özeni konusunda ciddî eksik ve yanlışlar, benim gibi kılı kırk yarıcıların gözüne hep battı. Haberlere yetişememe veya doyurucu bilgi verememe açısından, günlük yayın için kabul edilebilir sınırlar içinde, bazen bu sınırları zorlayan yetersizlikler oldu. Fakat hiçbir zaman baştan benimsenmiş art niyetlerle iş yapıldığına tanık olmadım -okur olarak konuşuyorum-, birşeyleri gizleme, örtme, saptırma, okuru manipüle ederek zihnini bulandıracak hilelere başvurma gibi gazetecilik suçlarının işlendiğini görmedim. Yazının, bilginin dört tarafını kuşatan, dikkat nâmına ne varsa kompresörlü hava püskürtücü gibi dağıtan o........
© Gazete Duvar
