Futbolun İçinden Bir Ülkenin Fay Hatlarını Okumak
Bu iki cümlenin arasındaki ince çizgiyi kaybettiğimiz zaman, tribünü siyaset meydanına, futbolcusunu siyasi aktöre, formayı kimlik belgesine, deplasman maçını da memleketler arası hesaplaşmaya dönüştürürüz.
Bugün Amedspor ile Erzurumspor arasında oynanan maçın ardından sosyal medyada dolaşan bazı cümleler bu yüzden üzerinde düşünülmeyi hak ediyor.
“1990 Yugoslavya'sında Dinamo Zagreb-Kızılyıldız maçı neyse, bugün Amedspor da odur” deniliyor.
Gerçekten öyle mi?
Türkiye 1990 Yugoslavya'sına mı gidiyor?
Yoksa futbolun zaten var olan toplumsal gerilimleri görünür hale getirmesinden mi korkmalıyız?
Önce Yugoslavya'nın Maksimir Stadı'na dönelim.
13 Mayıs 1990...
Zagreb'deki Maksimir Stadı'nda Dinamo Zagreb ile Kızılyıldız karşılaşacaktı. Fakat o gün sahaya çıkacak olan yalnızca iki futbol takımı değildi. Bir tarafta yükselen Hırvat milliyetçiliğinin sembollerinden Dinamo, diğer tarafta Sırp milliyetçiliğinin etkisindeki Kızılyıldız vardı.
Tribünler zaten siyasi gerilimin içinden geliyordu.
Ülke seçimlerden çıkmış, Hırvatistan'da bağımsızlık yanlısı siyasi güçler yükselmiş, Sırbistan ile diğer cumhuriyetler arasındaki gerilim büyümüş, Yugoslavya'nın geleceği konusunda ortak bir zemin neredeyse kalmamıştı.
Ve futbol sahası bütün bu gerilimin üzerine kurulmuş bir mayın tarlasına dönüştü.
Tribünler karıştı.
Polis müdahale etti.
Sahaya inildi.
Zvonimir Boban'ın bir polisi tekmelemesi, sonradan Hırvat bağımsızlık mücadelesinin sembollerinden biri haline geldi.
Fakat burada tarihçilerin önemli bir itirazı vardır:
Yugoslavya'yı o maç parçalamadı.
O maç, parçalanmakta olan Yugoslavya'nın fotoğrafını çekti.
Maksimir'deki olayların önemi de buradadır.
Çünkü futbol, siyasetin yerine geçmemişti.
Siyasetin toplumda yarattığı gerilim futbol tribünlerinde görünür hale gelmişti.
Bugün Amedspor tartışmasını konuşurken işte tam bu ayrımı yapmak zorundayız.
Amedspor'un Süper Lig'e çıkması, Türkiye futbolunun alışılmış coğrafyasına yeni ve güçlü bir kimlik unsurunun girmesi anlamına geliyor.
Bu yalnızca bir futbol hikâyesi değildir.
Diyarbakır'ın futbol takımı, Türkiye'nin siyasi tarihinde son derece hassas bir hafızaya sahip bir şehirden geliyor.
Erzurum ise başka bir toplumsal ve siyasi hafızanın güçlü olduğu şehirlerden biri.
Dolayısıyla bu iki takım karşılaştığında yalnızca 22 futbolcunun mücadele ettiğini düşünmek saflık olur.
Tribünler, geçmişin hafızasını da stada getirir.
İşte tehlike burada başlıyor.
Çünkü futbol, insanlara normal şartlarda söylemeye çekindikleri şeyleri kalabalığın içinde söyleme cesareti verir.
Bir forma, bazen bir kimlik ilanına dönüşür.
Bir slogan, bir siyasi bildiriden daha hızlı yayılır.
Bir deplasman otobüsü, bazen bir siyasi miting konvoyu gibi görülmeye başlanır.
Ve sosyal medya bu ateşe benzin döker.
Amedspor ile Bursaspor arasında 2022 ve 2023 yıllarında yaşananlar bu açıdan hafızalardadır.
Bursa'daki 2023 karşılaşmasında tribünlerden sahaya çeşitli yabancı maddeler atılmış, olaylar nedeniyle Bursaspor'a PFDK tarafından ağır seyirci cezaları verilmişti. Aynı karşılaşma etrafında Amedspor da disiplin cezası almıştı.
O görüntüler hâlâ sosyal medyada dolaşıyor.
Her yeni Amedspor maçında eski görüntüler yeniden servis ediliyor.
Her........
