ENDÜSTRİYEL FUTBOL VE BİZ...
Bir çocuk, ilk kez Beşiktaş formasını sırtına geçirdiğinde aynaya bakmaz; kendini Dolmabahçe'nin çimlerinde hayal eder. O formanın beyazında annesinin yıkadığı eski okul gömlekleri, siyahında ise kaybedilmiş ama onuru eksilmemiş maçların hüznü vardır. Çünkü futbol, uzun yıllar boyunca kumaşa dikilen bir arma kadar sade ve dürüst bir hikâyeydi.
Sonra oyuna muhasebeciler girdi.
Futbolun patronları, önce oyunun süresini değil değerini hesaplamaya başladılar. Bir golün kaç milyon avro ettiğini, bir oyuncunun kaç forma sattığı, bir tribünün kaç reklam gösterebildiği konuşuldu. O günden sonra formalar da değişti. Kumaşın üzerinde eskiden yalnızca arma büyürdü; şimdi sponsor logoları büyüyor. Eskiden reklam, formanın misafiriydi. Bugün ise arma, reklamların arasında kendine yer arayan eski bir ev sahibi gibi duruyor.
Beşiktaş'ın yeni sezon forması üzerine başlayan tartışma da aslında birkaç logonun büyüklüğünden ibaret değil. İnsanların canını acıtan şey, siyah ile beyazın arasına giren mesafedir. Pazarlama........
