Silo paradoksu: Aynı organizasyon içinde kaç farklı gerçeklik var?
Hikaye yerin altında duran büyük bir siloda geçiyor. Yaklaşık on bin insan burada doğuyor, burada yaşıyor ve burada ölüyor. Silo sakinleri dışarıdaki dünyanın zehirli olduğuna, yaşanamaz hale geldiğine inanıyor. En azından onlara anlatılan hikaye bu. Silo içinde kurallar kolay ama sert. Geçmiş fazla kurcalanmaz. Bazı sorular sorulmaz. Bazı cevaplar aranmaz. Bir sistemin devamı için insanlar yalnızca kuralları değil, anlatılan hikayeyi de kabul etmeli.
Dizinin merkezinde Rebecca Ferguson'ın canlandırdığı Juliette Nichols var. Juliette, silonun en alt katlarında çalışan bir mühendis. Ancak hikâyeyi harekete geçiren kişi aslında Juliette değil, şerif Holston Becker'ın eşi Allison Becker. Silo'nun bilgi işlem bölümünde çalışan Allison, geçmişe ait bazı yasak kalıntılarla ve George Wilkins'in ortaya çıkardığı gizemli bir veri diskiyle karşılaştıktan sonra sistemin anlattığı gerçekliği sorgulamaya başlar. Onun sorduğu sorular önce eşi Holston'ın, ardından Juliette'in hayatını değiştirir. Bir anlamda Silo'nun hikâyesi, tek bir insanın merakının bütün bir sistemi sarsabilecek kadar güçlü olabileceğini gösteren bir zincirleme reaksiyonla başlar.
Diziyi izlerken beni asıl etkileyen gizem ya da bilim kurgu değildi. Beni en çok etkileyen, yıllardır kurumlarda gördüğüm bazı davranışları bu kadar güzel bir örnekle anlatabilmesiydi. Birkaç bölüm sonra bir yeraltı toplumunu izlemeyi bırakıp organizasyonların nasıl çalıştığını izlemeye başladığımı fark ettim.
Çünkü silonun içinde gördüğüm şey bana şirketleri hatırlatıyordu.
Aynı organizasyonun içinde farklı gerçekliklerde yaşayan insanları.
Bu nedenle dizi bana yeni bir kavram düşündürdü:
Information Altitude (Bilgi Rakımı)
Dağcılıkla ilgilenenler bilir. Yukarı çıkınca manzara daha iyi görünür. Ufuk çizgisi büyür, önceden fark etmediğiniz yerler göz önüne gelir. Ama bunun bir karşılığı var. Ayaklarınızın altındaki detaylar görünmez olur. Kuruluşlarda da bu yaşanır. CEO'nun baktığı yer ile müşteriye hizmet veren çalışanın baktığı yer farklıdır. Yönetim kurulunun gördüğü risklerle operasyon ekiplerinin yaşadığı riskler aynı değildir. Üst katlar manzarayı görürken alt katlar zemini hisseder. Ve çoğu zaman her iki taraf da diğerinin gerçekliğini tam olarak anlayamaz.
Silo'nun ilk sezonunda yine çok etkileyici sahnelerden biri, silonun enerji sisteminin çökme riskiyle karşı karşıya kaldığı jeneratör bölümüydü. Yukarıdaki yöneticiler için bu, raporlarda görünen kritik bir krizdi. Ancak Juliette ve mekanik bölümde çalışan ekip için durum farklıydı. Onlar yıllardır makinelerin çıkardığı sesi dinliyor. Makinelerin titreşimini hissediyor. Makinelerin ne yaptığını izliyor. Sistem hakkında kitaplarda yazmayan şeyleri biliyorlardı. Juliette jeneratörün içine girdiğinde aslında makineyi tamir etmiyordu. Sistemin kalbini ayakta tutuyordu.
Bu sahneyi izlerken yıllar içinde danışmanlık yaptığım kurumlar aklıma geldi. Yönetimde kriz gibi duran birçok konu, operasyon ekipleri için sıradan problemlerdir ve her gün farklı yöntemlerle çözülür. Çünkü çoğu zaman önemli bilgi karar odalarından çok, işin yapıldığı yerde ortaya çıkar. Buna rağmen kararlar o bilginin üretildiği yerlerden uzakta alınır.
Bilgi Rakımı bu yaşananların gerçekleştiği yüksekliktir.
Sorun bilgi eksikliği değil.
Sorun, bilgiyle karar arasındaki yükseklik farkıdır.
Dizinin sonraki bölümlerinde Juliette, geçmişten kalan yasak eşyalarla karşılaşır. Eski bir saat, bir kitap, bir sabit disk ya da geçmişe ait sıradan görünen başka nesneler... Silo'da bunlara “relic” adı verilir ve bulundurulmaları yasaktır. Bazen geçmiş sorun çıkarır. İnsanlar geçmişi bilince bugün hakkında düşünür ve sorgular.
Bu sahnelerde asıl etkileyici olan nesneler değil, nesnelerin anlattığı şeydir.
Bağlam.
Kurumlarda da çoğu zaman bilgi saklanmaz. Bilginin bağlamı kaybolur. İnsanlar sonuçları görür ama o sonuçlara nasıl ulaşıldığını bilmez. Kararları görür ama kararın arkasındaki tartışmaları bilmez. Bir zaman sonra organizasyonun hafızası dağılır. Yeni yöneticiler gelir, eski hikayeler unutulur ve kurum geçmişte yaşadığı şeylerden ders almayı bırakır.
Bilgi Rakımı'nın ikinci boyutu da budur.
Aynı veriye bakıp farklı........
