menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

“Sarı Yaz”ın resimlerden taşan hikayesi

13 0
23.06.2026

Dr. Bahri Akdağ ve eşi Sevgi Akdağ’ın geçen yıl kapılarını açtığı Büyükada’daki Princes’ Palace Resort’un içinde yer alan The Akdağ Grand Mansion her fırça darbesinde aşkın kavurucu duygularını yaprakların arasına saklayan Sedef Gali’nin yeni iş serisine ev sahipliği yapıyor. 

Doğrusu, bir mekân, bir sergiyle bu kadar örtüşebilirdi. Tesisin kalbinde yer alan, otantik detayları korunarak titizlikle rekonstrükte edilen tarihi The Akdağ Grand Mansion köşkü; her köşesinde misafirlerini zamanda bir yolculuğa çıkararak geçmişin ihtişamını günümüzün modern dokunuşlarıyla buluştururken, Gali’nin yeni iş serisi de Beethoven’dan Kafka’ya tarihin gözünün içine baktığı isimlerin aşk mektuplarından parçaları kendi yazdığı hikâyesinden yansıyanlarla birlikte kompoze ediyor. 

“Aslında bu seriyi yalnızca resimler üzerinden düşünmüyorum. Son yıllarda üzerinde çalıştığım “Sarı Yaz” adlı hikâye de benzer duygusal alanlardan besleniyor” diyor  Sedef Gali, eylülde bir novella çıkaracağını ilk kez Forbes Türkiye ile paylaşırken. “Farklı mecralarda üretilmiş olsalar da, ikisinin çıkış noktası aynı zamanın içinden kayıp giden anlar, yarım kalan duygular ve hafızanın geride bıraktığı izler. Sari yaz Ege’de 15 Ağustos’ta başlar. Güneş farklı bir yerden batar, çiçekler altına dönüşür. Sonbaharın habercisi, seni de, beni de yakar” diye ekliyor, hikâyesinden bir pasajla bağlayarak.  

Serginin ön izlemesinde, Gali ile birlikte gezmeye, ilk olarak kendisi için yaptığı keten tuval üzerine yağlı boya çalışması “You can never love too much”tan başlıyoruz.  Bu 13 eserden oluşan serinin son resmi aslında. Ve üzerinde Kafka’nın “Milana’ya Mektuplar”ından seçilmiş kelimeler yer alıyor. 

Kafka’nın Milena’ya yazdığı mektuplardaki özlem ve ulaşılamama hissi, Beethoven’ın Ölümsüz Sevgili mektuplarındaki yoğun bağlılık ve hasret duygusu sanatçıyı özellikle etkilemiş. 

Metinleri birebir görünür şekilde sunmak yerine, katmanların arasında kısmen silinen, kaybolan veya yalnızca parçaları hissedilen izler olarak kullanmayı tercih etmiş. Kelimelerin kendisinden çok, o kelimelerin taşıdığı duygusal yükle ilgilendiğini belirtiyor.

Sedef Gali, bu seri için farklı dönemlerden başka sanatçıların, şairlerin ve düşünürlerin yazışmalarını da incelemiş. Nihayetinde bu mektupları tarihsel belgeler olarak değil, insanın değişmeyen duygusal ihtiyaçlarının izleri olarak ele almış.

Peki, günümüzde artık eskiye ait bir unsur sayılan mektubu son sergisinde merkeze alması bu seriyi romantik kılıyor mu? “Belki romantik ama nostaljik anlamda değil” şeklinde cevaplıyor sorumu Gali. 

“Ben mektubu geçmişe ait bir........

© Forbes Türkiye