menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yaz Tatili, “Dinlenme Değil, Nesil İnşa Etme Zamanı!”

685 0
27.06.2026

Okullar kapandı. Karneler çekmecelere kaldırıldı, sınav telaşı geride kaldı. Fakat asıl soru şimdi önümüzde duruyor.

Çocuklarımız gerçekten tatile mi çıktı, yoksa eğitimin farklı bir dönemine mi girdi?

Bugün toplum olarak sadece başarılı öğrenciler değil, kim olduğunu bilen, hangi değerlere yaslandığını unutmayan, sorumluluk sahibi bireyler yetiştirmek zorundayız. Çünkü dışarıda gerçekten de unutulan değerleri, dini ilimleri, geleneksel birikimleri öğrenmeyi bekleyen bir toplum var.

Elinden tutacak, yol gösterecek, güven verecek insanları bekleyen milyonlar var. Nereden mi biliyoruz? Elbette ki yazılı, görsel, işitsel medyadan öğreniyoruz. Bazılarına bizzat şahit oluyoruz.

Geleceği inşa edecek nesillerin ise yalnızca bilgiyle değil, karakterle, aidiyet duygusuyla ve sağlam değerlerle donatılması gerekiyor.

Modern eğitim sistemleri çocuklara çok şey öğretiyor. Matematik, yabancı dil, teknoloji, kodlama, proje üretimi… Bunların tamamı kıymetlidir. Ancak bütün bu kazanımların yanında bir gencin kendisini, inancını, tarihini ve medeniyetini tanımaması büyük bir eksiklik olarak önümüzde durmaktadır. Köklerini bilmeyen bir ağacın ilk fırtınada savrulması gibi, geçmişinden habersiz yetişen nesiller de karşılaştıkları ilk kimlik krizinde yönlerini kaybedebilmektedir.

Evet, bu doğrultuda acı çeken, yardım bekleyen ailelerin sayısı da azımsanmayacak kadar fazla.

Bu noktada sorumluluğun en önemli kısmı elbette ki ailelere düşüyor. Çünkü eğitim yalnızca okulun duvarları arasında gerçekleşen bir faaliyet değildir. Öğretmenler yıl boyunca büyük bir özveriyle çocuklarımızın elinden tutuyor; fakat yaz ayları, ailelerin eğitim sürecine doğrudan katılması için eşsiz bir fırsat sunuyor.

Bugün sıkça duyduğumuz “Bu imkânlarla burada ancak bu kadar olur.” anlayışını terk etmenin zamanı gelmiştir.

Bunun yerine “Bu imkânlarla burada daha ne kadarını başarabiliriz?” sorusunu sorabilmeliyiz.

İşte o zaman hangi kapıların açıldığını hep birlikte göreceğiz.

Aynı şekilde, “Yazın bu kadar olur.” demek yerine, “Yazın daha ne kadarını yapabiliriz?”........

© Fikir Kazanı