menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Fıkradan sızan görünmezin itirafı

22 0
latest

Hiçbir söz, söylendiği mekandan bağımsız değildir. Bazı mekanlar sözün ağırlığını bir sünger misali emer; bazı sözler ise mekanın bütün tarihini, sınıfsal mimarisini ve sembolik yükünü içine çekerek olduğundan çok daha ağır hale gelir: Kahvehane, meyhane, hastane…

Bu yüzdendir ki hiçbir kelam, o sözdeki koordinatları inşa eden güç ilişkilerinden ve sınıfsal asimetriden azade değildir.

Geçtiğimiz günlerde İzmir’de lüks bir özel hastanenin kürsüsünde, Türkiye’nin en büyük sermaye patronlarından biri tarafından anlatılan “Kürt kadın hasta” fıkrası da bu yüzden yalnızca bir fıkradan ibaret değildir. Bir hastane, bir sermaye “imparatoru”, bir etnik gönderme ve bir kadın figürü aynı cümlenin içinde buluştuğunda, ortaya sıradan bir dil sürçmesi çıkmaz; toplumun en derin katmanlarını görünür kılan bir toplumsal röntgen filmi çıkar.

Anlatılan fıkranın çekirdeği evrenseldir. İngilizcede, Almancada veya başka dillerde rastlamak mümkündür. Doktorun hastaya “soyunun” demesi ve hastanın beklenmedik bir ‘saflıkla’ cevap vermesi üzerine kurulu bu mizah kalıbı, dünyanın birçok yerinde dolaşır. Ancak mesele tam da bu evrensel yapının içine yerel bir kimlik yerleştirildiğinde başlar.

Artık soru, fıkranın komik olup olmadığı değildir. Soru şudur: Neden bu kimlik seçildi? Neden hasta yalnızca hasta olarak bırakılmadı? Neden “kadın” oldu? Neden “Kürt kadın” oldu? Ve neden bütün bunlar bir şifa kurumunun açılışında söylendi?

Çünkü mizah yalnızca güldürmez; mizah aynı zamanda toplumsal haritalar çizer. Pierre Bourdieu’nun “sembolik iktidar” dediği şey tam burada devreye girer. Güç, yalnızca ekonomik kaynaklara sahip olmak değildir; güç aynı zamanda hangi hikayelerin anlatılacağını, hangi kelimelerin doğal karşılanacağını ve hangi kimliklerin mizahın malzemesi........

© Evrensel