menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ege: İki kıyı, tek acı, ortak yarın

25 0
09.03.2026

Çocukluğum İzmir’de, Balkan göçmenlerinin çoğunlukta olduğu bir mahallede geçti. Büyüklerinden dinlerdik: I. ve II. Dünya Savaşı’nın o karanlık günlerinde hayatta kalabilmek için atların gübresinden arpa ve buğday taneleri toplayıp temizleyerek karın doyurmaya çalıştıklarını…

Savaş, sadece cephede değil; insanın onurunda, sofrasında ve çocukluğunda açılan bir yara değil mi? Bu yüzden barış, sadece bir dilek değil; hatıraların bize bıraktığı bir sorumluluk aynı zamanda.

Savaş kuşağının o “hayatta kalma” inadı, o sarsıcı arpa tanesi hikayesiyle birleşince; barışın bir kelimeden çok daha fazlası, bir hayat borcu olduğu hissederdim. Onurundan ödün vermeden, o en karanlık yoklukta bile çocuklarını yaşatan bir neslin mirasını taşıyoruz.

Savaş, çocukluğumda bir tarih kitabı değil; insanların sesinde duyduğum bir titreme, sofradaki ekmeğin kıymetini anlatan bir hatıraydı. Sonrası Kıbrıs1974, doksanlar ve bizdeki çatışmalı yıllar. Ya şimdi?

Bugün Yunanistan’ın Midilli Adası’nda, mübadele temalı bir minyatür sergisinin önünde dururken o hikayeler yeniden geliyor aklıma. Küçücük resimlerin içine sığdırılmış o büyük göçler, valizlere konulmuş hayatlar ve geride bırakılmış evler…

Değerli meslektaşım Dr. Figen Gürsoy’un mübadele konulu her bir minyatürü, tarihin yüksek sesle anlatamadığını fısıldıyor sanki. Albert Camus “İnsanın içinde yenilmez bir yaz vardır” der. Belki de barış dediğimiz şey tam olarak budur: Onca sürgün, savaş ve kayba rağmen insanların yeniden komşu olma ihtimalini koruması. Midilli’de bu minyatürlerin önünde dururken anlıyorum ki; mübadele yalnızca geçmişin bir hikayesi değil. Bugünün savaşlarına karşı da hafızanın kurduğu sessiz bir itiraz.

Ve belki de barış, en çok böyle anlarda başlar: Bir serginin önünde durup, başkasının kaybını kendi hatıramız gibi hatırladığımızda.

Savaşın her türlü yıkımını ve acısını yaşamış Türkiye ve Yunanistan’da yaşayan kardeş halkları derinden etkileyen nüfus mübadelesini hekim duyarlılığı ve bir mübadil ailenin ferdi olarak minyatürlere işleyen Figen Gürsoy’u Yaşar Kemal’in tüm eserlerinin minyatürleri ile hatırlıyor olabilirsiniz.

Ege Barış ve İletişim Derneği ile Midilli’de bulunan kardeş dernek Siniparxi (Bir Arada Varoluş) Derneği iş birliğinde 9-14 Mart tarihlerinde gerçekleşecek etkinliklerle Ege’nin iki yakasında sanat aracılığıyla kurulan dostluk köprüsü bir kez daha güçleniyor. Yolu Midilli’ye düşenleri bekleriz…


© Evrensel