menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Beş soruda süreç ve çerçeve yasa

48 0
latest

1. Süreç nasıl başladı ve bugüne kadar neler yaşandı?

Bilindiği gibi Kürt sorunu ile ilgili son ‘süreç’, MHP Lideri Bahçeli’nin 1 Ekim 2024’te Meclis açılışında Dem Parti’lilerle tokalaştıktan sonra “Yeni bir döneme giriyoruz. Dünyada barış isterken ülkemizde barışı sağlamak lazım” açıklamasını yapmasıyla başlamıştı. Devamında

Dem Parti heyeti ile Öcalan arasındaki görüşmeler başlamış ve Öcalan, 27 Şubat 2025’te yayımladığı deklarasyonla “PKK’ye silah bırakma ve kendini feshetme çağrısı” yapmıştı. PKK, Lideri Öcalan’ın bu çağrısının ardından 5-7 Mayıs tarihlerinde silah bırakma ve fesih kongresini gerçekleştirmiş ve 11 Temmuz’da Irak Kürdistan Bölgesi’nin Süleymaniye kentinde 30 kişilik “barış ve demokratik toplum grubu” sembolik bir silah yakma töreni düzenlemişti. Süreç kapsamında Meclis bünyesinde kurulan “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu” 5 Ağustos’ta çalışmalarına başlayarak 18 Şubat 2026’da ortak raporunu kamuoyu ile paylaşmıştı. İktidar blokunun Kürt sorununu ağzına almayan ve sorunu “terörsüz Türkiye” ekseninde ele alan yaklaşımının egemen olduğu raporda “Toplumda cezasızlık ve af algısı oluşturmama” adına silah bırakacak örgüt üyeleri için sınırlı ve kontrollü bir infaz düzenlemesi yapılması öneriliyordu. Sürecin muhataplarından Dem Parti ile bile son ana kadar paylaşılmayan çerçeve yasa bu rapor doğrultusunda iktidar bloku tarafından hazırlandı ve Meclise sunuldu.

2. İktidar “terörsüz bölge ve terörsüz Türkiye” olarak adlandırdığı süreç üzerinden iç ve dış politikada neleri hedefliyor?

İktidarın son süreci başlatmasında bölgedeki (Ortadoğu) gelişmeler ile bu gelişmeler karşısında almak istediği pozisyon belirleyici olmuş ama devamında Saray rejimi bu süreci iç politikanın dizaynında da araçsallaştıran bir tutum ortaya koymuştur. Gazze’deki katliam ve işgalden Suriye’de Baas/Esad rejiminin devrilmesine kadar bölgenin yeniden dizayn edilmesi mücadelesinde İsrail’in öne çıkması ve öte yandan İran’ın bölgesel gücünün zayıflatılmasına bağlı olarak onun etki alanlarının hangi güç ve nasıl doldurulacağı yönündeki mücadele, Erdoğan rejimini bu adımı atmaya zorlamıştı. Çünkü Kürt silahlı güçlerinin tasfiye edilmesi ya da SDG (Suriye Demokratik Güçleri) örneğinde olduğu gibi kontrol altına alınması, Erdoğan rejiminin kendisine yönelik tehditleri ortadan kaldırma ve ayrıca bölgede ABD emperyalizmi ile uyum içinde üstlenmek istediği rolleri oynayabilmesi için zorunlu görülüyordu. Bu nedenle Erdoğan’ın süreç bağlamında “Türk-Kürt-Arap ittifakı”nı gündeme getirmesi ve ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye-Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın Türkiye, Suriye ve Irak eksenini “Ortadoğu’nun........

© Evrensel