Yazmazsam olmazdı
Ülkenin dört bir tarafından çığlıklar yükseliyor.
Sırma Halı işçilerinin haklarını savunduğu için haksız yere tutuklanan, cezaevinde hak ihlallerini ifşa ettiği için de işkence edilerek hücreye atılan Mehmet Türkmen’in çığlığı…
İBB duruşmasında, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş’in tutuklu oğlu Mustafa Keleş’in, daha önce Mehmet Türkmen’in de dikkat çektiği ve Dilan Temiz’in de gazetemizde yer verdiği, “21 kişilik kapasiteye sahip koğuşta 60 kişi kalıyoruz. İnsanlar sıkış tıkış yaşadığı için ya yerde yatmak zorunda kalıyor ya da uyumak için birbirinin uyanmasını bekleyip vardiyalı yatıyor. Bölmemde düz yürüyemiyorum, ranzaların arasından ancak yan yan geçebiliyorum. Yemek masasında 10 kişi iç içe oturmak zorundayız; kaşığı ağzımıza götürecek alanımız bile yok” çığlığı…
Sadece gerçekleri yazdıkları, kamuoyundan gizlenen yolsuzlukları açığa çıkardıkları için, üstelik “Yatarı olmayan” ‘suç’tan dolayı evlerinden, ailelerinden uzakta cezaevine atılan Alican Uludağ ve İsmail Arı’nın çığlığı…
BirGün Muhabiri Sarya Toprak’ın Gülistan Doku dosyasına ilişkin haberinin ardından ailesi ile birlikte Yeni Akit ve Zekeriya Say tarafından tehdit edilmesi ve 30 yıllık kamu emekçisi babasının görevinden uzaklaştırılmasının çığlığı…
Gazeteci Gülseven Özkan’ın yer verdiği, Bitlis’te bir kadının eski kocası tarafından saldırıya uğraması ve “Seni doğrayacağım” sözlerine karşı kadının “Yaşamak istiyorum, sesimi duyun” çığlığı…
ODTÜ’de DEVRİM stadında konsere katılanlara yönelik provokasyon yapan faşistler yerine gençlerin evlerine baskın yapılmasına tepkinin çığlığı…
Yine üniversitelerde ellerinde pala, bıçak, silah öğrencilere saldıranların, korku salanların korunmasına karşı çıkanların çığlığı…
Ülkenin dört bir yanından emeklilerin, asgari ücretlilerin, dul ve yetimlerin........
