menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Savaşan zekâ, işçi robotların dansı, Pokemonlar

41 0
21.03.2026

Netanyahu'nun kaç parmağı var? Kaçıncı olduğunu bilmediğimiz bir dünya savaşının, “hukukumsu” zerre barındırmayan bir yargı gösterisinin, erkekler tarafından öldürülen kadınların, tecavüz edilen çocukların, iş yerlerinde sessizce canından olanların, ölüleri toplu halde bulunan hayvanların bölük pörçük haberleri akıyor; akarken birden algıyı o tarafa mıknatıslayan bir Pokemon haberi ya da bir insansı robot videosu... 2026 yılında gerçek hayat.

Tüm bu kontrolden çıkmışlığın ortasında, dünyanın bir yerinde yine kontrolden çıkmış insansı bir robot bu. Bu defa Kalifornia'da bir Çin lokantasında işi müşterileri masalarına yerleştirmek ve dans ederek, beşlik çakarak falan eğlendirmek olan bir insansı robot, ansızın oraya buraya vurmaya başlıyor. Tabaklar kırılıyor, yiyecekler saçılıyor ve aynı esnada robot dans ediyor. Görüntülerde yüzleri bulanıklaştırılmış insan işçilerin tutup “sakinleştirmeye” çalışmaları işe yaramıyor; robot gemileri yakmış, ipi koparmış, zıvanadan çıkmış.

İronik olan şu ki bu videonun yapay zekâ tarafından üretilip üretilmediğini anlamak için çaba gerekiyor. Robotun cinnet anı biraz uzadığından buna dikkat aralığı yetmeyenler için görüntü hızlandırılmış ve altına kahkaha efektleri döşenmiş. Yapay zekâ ürünü çıksaydı, yani böyle kandırılmış olsaydık belki daha iyiydi.

Son yirmi yıl, kim bilir çok daha uzun bir süredir geliştirilen insansı robotları böyle bir nevi “insan yavrusu” gibi izleyerek geçti. Yürümeyi, koşmayı, dövüşmeyi ve çalışmayı öğrenen robotlar, ilerleyen teknolojinin müşterisi, köle işçisi olmak dışında varlık hakkı bırakılmayan insan halkına böyle gösteri yapıyor. İzliyoruz, emeklemeden ilk adıma kalkan çocukları izler gibi sıcak bir duygu veriyor robotların yürüyüşü. Koşuyorlar zaman içinde, yerine göre kavgacılar, sevimli de olabiliyorlar. “Neler beceriyor kerata şuna bak” dedirtiyorlar. Çocuğunu seven, anlamaya çalışan ama aynı çağda yaşamadıklarını da hisseden ebeveyn bakışına benzer bir şey var. Aynı zamanda derinlerdeki o korku: Bu bize isyan eder mi? Yaşlanınca bu bize bakar mı? Durum ciddileşince, hemen gülme efekti geliyor, ilahi insansı...

Mebzul miktarda buna yakın sahne var ama Rusların ilk insansı robotunun tanıtım gösterisi aklımda. Sahnenin arkasından votkayı fazla kaçırmış adımlarıyla gelişi, bir an durup sendeleyişi ve sabaha karşı Leningrad'da kanal kenarına sızar gibi yere serilişi. Derken birkaç insanın bu mahrem anın görünmemesi için robotun önüne siyah perde çekmesi, onu da telaştan düzgün tutamamaları. Bu dramatik, epik insan-insansı sahnesi, aynı zamanda uluslararası güçler dengesinde bir Rusya manzarası olduğu için de görülmemeli. Bir teknoloji fuarında gerçekten insansı robot kılığına girmiş insan mı sergilemişti İran?

Düşmeleri, o başarısızlığı biliyoruz. İnsansılara dair dilde “bayıldı”, “öldü” gibi canlılık kipinde fiiller kullanılabiliyor bu yüzden. Diğer yandan özellikle hizmet sektöründe çalıştırılan robotların bir gün böyle isyan edip “delirmesinde” özendiğimiz bir şey de var. Firar eden temizlik robotları daha önce Bağlantılar'dan geçmişti. (yazının linki: https://www.evrensel.net/yazi/95021/kozmik-toz-rant-tozu-firar-eden-robot-supurgeler) Kolileri taşırken birden elindekini de, kendini de bırakıverenler, servis tepsisini yere yıkan hizmetçi insansılar, işi bırakıp yerde tepinen işçiler... Yazılım hatasından, üst üste binen görüntülerden ya da fasit bir dairede yinelenen komutlardan olabilir, elbette bu beceriksizliklerin somut nedenleri var. Biz dünyanın insan halkları, yeterince insan olamamış gibi gelen bu insansılara şefkatle bulanmış bir alayla bakıyoruz. Bu alayın içinde köle sahibinin kölesiyle arasındaki eşitsizliğin asla yok olmayacağına dair inancın benzeri var. Robotların iç aksamı karışıksa, insan ondan da karışık: Bu bakışın içinde aynı zamanda imrenme, hatta kıskançlık, isyan eden köleyi hatırlatan bir şey de var. Bu, bir an geldiğinde böyle çalıştırılmaya öfkeyle isyan etmenin, her şeyi yıkıp dökerek düzenin kontrolünden çıkmanın unutturulmuş ihtimali olmalı. Bir robot mutlu olabilir mi, pervasız dansları, düpedüz mutluluğu çağrıştırıyor. Buna imrenmek işleri karıştırabilir, en iyisi eklenmiş efektlerdeki gibi gülelim, tıklanacak başka neresi var sayfada, ona bakalım.

İnternette gezinirken insan olduğunuzu kanıtlamak için fotoğraf ayıklayarak, sosyal medya furyalarında canı gönülden kişisel fotoğraflar paylaşarak, Pokemon avlayarak, iz bırakarak, iz toplayarak, aslında sadece var olarak yapay zekâ eğitiminin ücretsiz işçileri kılınmak, isyan için yetmeliydi. Kedilerin oynadığı yapay zekâ dramalarının arasına savaş suçlularının parmakları giriyor bugün. Emekleme süreci gibi örtülü değil, yapay zekâ apaçık bir savaş silahı. 2000'lerin ilk on yılında robot askerlere hukuki sınırlandırılmalar getirilmesi için yürüyen uluslararası sivil toplum gayretleri, şirketlerle hegemonik siyasal güçlerin bu koalisyonu karşısında ne kadar etkili olabilirdi ki. İnsan tipi düşünmenin demode olduğu, yapay zekâ eğitmenin insan yetiştirmekten aslında daha ucuza geldiği, fütursuzca konuşulabilen şeyler artık. Pokemon avıyla bu büyük avı birleştiren bir şey var.


© Evrensel