Görüşmeler, tutanaklar ve krizler
Geçtiğimiz ay Abdullah Öcalan’la yapılan görüşmelere ilişkin iki tutanak yayımlandı. Bunlardan biri İmralı’da Kandil heyetiyle yapılan görüşmeydi ki; bu görüşmeye ilişkin Rasti TV’den sızan tutanaklar DEM Parti yetkilileri ve Öcalan tarafından reddedildi. Kandil görüşme ekibinde bulunduğu iddia edilen Duran Kalkan’a ve hareketin diğer liderlerine yönelik suçlayıcı sözleri başta olmak üzere Öcalan’ın hareketin tarihini, güncel gelişmeleri değerlendirirken ki ben merkezci üslubu, daldan dala atlayışı dikkat çekiciydi. Öcalan bu tutanakları süreci akamete uğratmaya çalışan bazı çevrelerin girişimi, kendisine karşı yapılan bir komplo olarak nitelendirdi ve belge, tutanaklar ve atıfların gerçek dışı olduğunu ilan etti. Bu belgeler sahteyse Öcalan’ın eserlerini ve güncel gelişmeler hakkındaki değerlendirmelerinin, onun açıklamalarını takip edenlerin hissedeceği gibi, tanıdık üslubuna yerleştirilmiş başarılı bir kolaj olduğu söylenebilir.
Mustafa Karasu önceki gün Yeni Yaşam sitesine yaptığı açıklamalarda İmralı Kandil arasında haberleşme kanallarının olduğunu ve bunun çok doğal olduğunu söylüyordu, yoksa nasıl olacaktı ki? Örgütün bütünü içindeki farklı tarafların Öcalan ile irtibat kurmasından doğal bir şey yoktu. Ardından çerçeve yasa gündemdeyken DEM heyetinin Öcalan ile yaptığı iki görüşmenin tutanakları yayımlandı. Bu tutanaklarda yer alan bazı ifadeler başta Aleviler olmak üzere toplumun bir kesiminin tepkisini çekti. Alevi ileri gelenleri, aydınları Öcalan’ın İdrisi Bitlisi hakkında söylediği sözlere tepki göstererek bir bildiri yayımladı. DEM Parti Eş Başkanı Tuncer Bakırhan, yıllarca milliyet, mezhep, kültürel kimlik gruplarını çeperinde toplamaya çalışan partisinin önüne........
