2026 miras raporu: Trump Kupası’ndan kalanlar
Her dünya kupasının bir mirası vardır ve ben de bu köşede onları “miras raporu” başlığı altında tarihe not düşmeyi severim. Bu miras saha içine dair olduğu gibi, yani teknik-taktiği içerdiği gibi politik bir mirastır da. 1930’da Uruguay’ın ev sahipliği yaptığı ilk turnuva, dünya kupasının hiç de Jules Rimet’nin hayal ettiği gibi “1. Dünya Savaşı’nda çatışan ulusların kardeşleşmesini” sağlayamayacağını göstermişti. Hatta şampiyona yüzünden ev sahibi ve şampiyon Uruguay’la komşusu, finalist Arjantin birbirine daha da girmişti! 1934 Dünya Kupası ise Rimet’nin itiraf ettiği üzere “Uluslararası futbolun gerçek patronunun Mussolini olduğu” izleniminin ortaya çıkmasına neden olmuştu. Louis Baert, Rene Mercet ve Ivan Eklind tarihe “Mussolini’nin hakemleri” olarak geçmişti. Bir başka deyişle 1930 Uruguay’da siyasal rejimlerin turnuvayı kendi politik anlatılarını yaymak için kullanabileceklerini zaten görmüştük ama 1934 İtalya, otokrat yönetimlerin bir adım daha ileri gidebileceğini, şampiyonayı oyuncakları hâline getirebileceğini hatta “kazanmak için her yolun mübah” olduğu bir siyasi oyunun parçası olarak şikeye de başvurabileceklerini kanıtladı.
1950 Brezilya’da yenilginin ulusal travmaya neden olabileceğini kabahatin de toplumun “günah keçisi” sosyal gruplarının (Bu örnekte siyahlar) başına patlayabileceğini gördük. 1954 İsviçre’de spor sahalarında kazanılmış bir zaferin, bir ulusun öz güvenini nasıl ayağa kaldırabileceğine, yenilginin ise sporculara ağır politik maliyeti olabileceğine; 1958 İsveç’te futbolun süper yıldızlar devrine girdiğine, üstelik çocukların da bu alemde “yıldız”laşabileceğine (Pelé), ha bu arada SSCB hakkında türetilen olumlu/olumsuz mitlerin de yersiz olduğuna tanıklık ettik.
1962 Şili’de Brezilya, Garrincha’nın ihraç cezasını (Trump’tan 64 yıl önce) yalan dolanla iptal ettirdi ve futbol yönetiminin dehlizlerinde yeterince ikna edici şekilde yalan söylerseniz cezadan kurtulabileceğinizi öğrendik. Afrika ülkelerinin boykot ettiği ama turnuvanın yıldızının da Afrika’dan çıktığı 1966 İngiltere, sporda boykotla sonuç alınabileceğini ispatladı. (1968 Olimpiyatlarında Carlos ve Smith’in meşhur podyum eylemi bile buradan ilham aldı)........
