menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Linç ve teşhir

20 0
14.04.2026

Yargılama halka açık yapılmalıdır denir. Bu hukuk ilkesine dayanarak Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) yargılanmalarının televizyonlardan canlı yayınlanmasını talep ediyor. Bu talepleri kabul görmediğinde yargılama esnasında olan biteni mümkün olduğu kadar halka aktarmaya çalışıyor. İktidar ise pek çok davada yargılama sürecinde olan biteni halkın bilmesini tercih etmiyor. Çünkü o zaman iddialarının ne kadar temelsiz, yargılama usullerinin ne kadar adil olmadığını herkesin göreceğinden korkuyorlar. Ama iktidar ve yandaşlarının da yargılama süreçlerini halka faş ettikleri durumlar var. Siyasi amaçlarla şüpheli durumuna soktukları kişileri adeta linç ve teşhir amaçlı halkın önüne atıyorlar. Bu teşhir ve linç uygulaması yeni değil, sadece AKP döneminde yapılmıyor, bütün iktidarlar tarafından yapılıyordu. Son yıllarda KCK operasyonu, CHP operasyonları, fuhuş ve uyuşturucu operasyonu, çete operasyonu gibi isimler verilen yargı süreçlerinde şüpheliler elleri önden ya da arkadan kelepçeli, polislerin arasında uzun sıralar halinde TV ve basında teşhir edildi. Daha ifadeleri bile alınmadan suçlu ilan edildiler. Gizli olması gereken soruşturma bilgileri yandaş medyaya verilerek şüpheliler hakkında suç senaryoları oluşturuldu. Şüpheliler hakkında bir mahkumiyet kararı verilmeden linç edilerek mahkum edildiler. Yargılama sonunda teşhir edilen, linç edilen, yargılanmadan mahkum edilen şüphelilerden çoğu beraat etti.

Şüpheli ve sanık kesinleşmiş bir hüküm verilmeden masumdur ilkesi hep ihlal edildi. Bu ihlalleri yapan savcılar, kalem memurları, polisler, gazeteciler yargılanmadı, hakları ihlal edilenlerin zararları tazmin edilmedi. Son yıllarda binde bir Anayasa Mahkemesinden (AYM) ihlal kararları ve tazminat alınabiliyor. O da mağdurlar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) gitmesin diye.

Kovboy filmlerinde kasabanın iktidar sahiplerinin işlerine taş koyan yabancılar halkın gaza getirilmesiyle yaka paça derdest edilip yumruklanarak, yüzüne tükürülerek bir ağacın altına sürüklenir ve ağaca bir ucu ilmek edilmiş bir urgan atılıp yuhalamalarla asılır daha sonra da hakim göstermelik bir yargılama yapıp idam kararı verir ya, bizdeki bu siyasi yargılamalar da öyle.

Üniversiteler, barolar, hukukçular, siyasilerin büyük kısmı, aydın ve sanatçıların büyük kısmı “Ne oluyor kardeşim?” diye haykırmıyor. Sokaklara dökülmüyor. En basit suçlamalarla insanları gece yarıları evlerini basıp alamazsınız! Hemen hemen herkesi gözaltına alıp, tutuklayıp yargılayamazsınız! Gözaltına aldığınız insanları teşhir edemezsiniz! Gizli soruşturmayı yandaş basına sızdıramazsınız! Ciddi bir suçlama ve delil olmada insanlardan kan, idrar, tırnak, saç örneği alamazsınız! Yargılamada “Yüz yüzelik esastır, nedir bu gizli tanıklar, kimse yüzlerini görmüyor, kim olduğunu bilmiyor, in midir cin midir, bu ne haldir!” demiyor.  Duruşmaya giriyorsunuz. Hakimin kürsüsünün karşısında bir küçük ekran var. Buzlanmış bir görüntü, mekanik bir ses, hakim bir şeyler soruyor oradan mekanik bir ses cevap veriyor. Kim bu diyorsunuz Meşe diyorlar. Meşe konuşuyor. Eline verilmiş yazılı bir metinden okuyup soruları cevaplıyor. Ve bu Meşe’nin tanıklığına dayanarak insanları aylarca hapiste tutuyorlar, mahkum ediyorlar.

Geçenlerde bir milletvekili Meclis kürsüsünde haykırıyordu. 15 Temmuz’ da ayaklanmaya katıldılar diye 8 senedir tutuklu yargılanan sekiz er beraat etti diye şimdi o sekiz seneyi onlara kim nasıl telafi edecek diye.

Böyle adil yargılama olmaz. Böyle yargılama olmaz.

Kovboy filmlerindeki gibi yaşamak istemiyoruz.    


© Evrensel