menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kendi yağıyla kavrulmak

23 0
05.05.2026

“Kendi yağıyla kavrulmak” güzel bir deyimdir. Kendi kendine yetmeyi anlatır. Minnet etmeden yaşamayı anlatır. Bağımsız olmayı anlatır.

Bu sadece insanlar için değil, ülkeler için de geçerlidir. Hatta ülkeler için çok daha önemlidir. Çünkü “kendi yağıyla” kavrulamayan ülke, başka ülkelere muhtaç olur.

Bugün dünya siyasi haritalarla bölünmüş durumda. Sınırlar var, gümrük kapıları var, bayraklar var, askerler var. Oysa uzaydan bakınca bunların hiçbiri görünmez. Ne sınır çizgisi görünür, ne pasaport noktası. Ne tel örgü görünür, ne gümrük kapısı. Görünen yalnızca güzel mavi bir küredir. Üzerinde incecik zar gibi bir atmosfer vardır.

İşte biz o incecik zarın içine hapsolmuş şekilde yaşıyoruz. Üstelik öyle geniş bir alanda da değil. Deniz seviyesinden dört beş kilometre yükseğe çıktığımızda nefes almak bile zorlaşıyor. Hepimiz aynı ince zarın içindeyiz. İster boyumuz bir metre elli santim olsun isterse basketbolcu gibi iki yirmi olsun. Yani insanlığın öyle fazla böbürlenecek bir tarafı yoktur. Ama buna rağmen dünya ülkelere bölünüp duruyor. Ülkeler şehirlere, şehirler ilçelere, ilçeler köylere, köyler tarlalara, bahçelere bölünüyor. Sınırlar çiziliyor. Sonra bu sınırlar değişiyor. Dün başka olan harita bugün başka oluyor. Bugün değişmez sanılan yarın değişiyor.

Peki değişmeyen ne? Bilimsel bakarsak değişmeyen hiçbir şey yok. Canlı, cansız; her şey değişiyor, dönüşüyor. Ama sınıfların ve sınırların olduğu yerlerde “değişmeyen” şey: sömürüdür. Toprak,........

© Evrensel