Enerjide asıl sorun sınıfsal tercih
Elektrik günlük yaşamın vazgeçilmezidir. Bu nedenle herkesin erişebileceği bir kamu hizmeti olarak sunulmalıdır.
Oysa bu zorunlu gereksinim, şirketler için sürekli bir kazanç alanına dönüştürülüyor. Halkın elektrik ihtiyacı, sermayenin kâr hesabına bağlanıyor. Kârı önceleyen elektrik politikaları, halkın geçim yükünü artırırken tarımın ve sanayinin üretim maliyetlerini de yükseltiyor.
Elektrikte üretimle tüketimin her an dengelenmesi gerekir. Bu özellik, üretimden tüketime kadar kamusal planlamayı gerekli kılar. Ama asıl soru şudur: Planlama toplumun ihtiyacına göre mi, şirketlerin kazancına göre mi yapılacak?
Enerjide sınıfsal tercih burada başlıyor.
Kömürle çalışan termik santraller, elektrik üretiminde doğaya ve insan sağlığına en ağır bedelleri ödeten yöntemler arasındadır. Kömür sahalarının genişletilmesi uğruna ormanlar, tarım alanları ve köyler yok ediliyor. Kömür yakılırken hava kirleniyor, iklim krizi derinleşiyor. Şirketin üretim hesabında görünmeyen bu bedelleri toplum ve gelecek kuşaklar ödüyor.
Yenilenebilir enerjiye geçiş bu nedenle zorunludur. Ancak kaynağın yenilenebilir olması, yatırımın kendiliğinden toplum yararına olacağı anlamına gelmez.
Toplumcu bir enerji politikasıyla yaklaşacak olursak mesele yalnızca enerji kaynağının değişmesi değildir. Olması gereken toprağın, suyun, canlıların........
