menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

191 sözleşme, 59 imza: Türkiye’de emek kimin meselesi?

18 0
25.03.2026

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), kuruluşundan bu yana tam 191 sözleşme üretti. Bu metinler, akademik birer “tavsiye kararı” değil; maden ocaklarındaki kanın, fabrika yangınlarındaki çığlığın ve görünmez meslek hastalıklarının yarattığı yıkımın ardından yazılmış emek anayasalarıdır. Peki, Türkiye bu tablonun neresinde?

Rakamlar yalan söylemez ama gerçeğin sadece bir kısmını fısıldar: Türkiye bugüne kadar bu sözleşmelerin yalnızca 59’unu onayladı. Geriye kalan 130’u aşkın sözleşme, Ankara’nın tozlu raflarında birer “yabancı metin” muamelesi görüyor. Ancak burada asıl sorgulanması gereken nicelik değil, niteliktir: Hangi haklar, kimlerin konforu için imzasız bırakıldı?

Türkiye’nin ısrarla taraf olmadığı üç sözleşme, bugün emeğin neden “ucuz ve güvencesiz” olduğunu kanıtlar nitelikte:

131 No’lu Sözleşme: “Asgari ücret açlık sınırına değil, insanca yaşam düzeyine göre belirlenmelidir” der. Türkiye buna imza atmayarak, işçisini yoksulluk sınırının altına mahkum etmeyi yasal bir zemin üzerinde tutuyor.

173 No’lu Sözleşme: İşveren iflas ettiğinde, kasanın dibinde kalan son kuruşun “öncelikle işçiye” verilmesini şart koşar. Bizde ise konkordato ilan eden patronlar lüks içinde yaşarken, işçiler kapı önünde kıdem tazminatı bekliyor.

189 No’lu Sözleşme: Ev işçilerini “görünmezlikten” çıkarıp sosyal güvenceye bağlamayı emreder.........

© Evrensel