50 yıllık çocuk emeği sömürüsü
1978’de Türkiye İşçi Partisinin demokratikleşme için plan 1978-82 çalışmasında bugün pek hatırlanmayan bir kavram geçiyor: “Çırak işçi okulları.” 5 Temmuz 1977’de çıkarılan 2089 sayılı Çırak, Kalfa ve Ustalık Yasası, çırağı iş yerinde meslek öğrenen kişi olarak tanımlamış, ücretini asgari ücretin yüzde 30’u olarak belirlemişti. Belgede çıraklar ağaç işleri, konfeksiyon atölyeleri, taş ocakları ve tamirhaneler gibi örgütlenmenin ve sigortalılığın düşük olduğu alanlarda yoğunlaştığını; 10-20 yaşındaki çırakların çalışma sürelerinin 13-14 saati bulabildiğini, “pratik ders” adı altında fiilen üretimde çalıştırıldıklarını ve bunun patrona ucuz, hatta kimi durumda ücretsiz işgücü sağladığını yazıyordu. Aynı yıllarda başka bir deney de yürüyordu: OSANOR, okul sanayi ortaklaşa eğitim projesi. Eylül 1978’de Adana, Bursa, İstanbul ve İzmir’deki dört endüstri meslek lisesinde başlayan uygulamada son sınıf öğrencileri bir dönem boyunca işletmelerde çalışıyordu. İş yerleri okul atölyesinin uzantısı kabul ediliyor, öğrenciler haftada yalnız yarım ya da bir gün okula dönüyordu. Genel uygulama 14 hafta sürüyordu.
Eğitim mi üretime, üretim mi eğitime?
OSANOR’un pedagojik iddiası açıktı: Teori ile pratiği birleştirmek, öğrencinin mesleki becerisini gerçek üretim koşullarında geliştirmek. Fakat aynı belgede patron açısından başka yararlar da sıralanıyordu: Gelecekte işe alacağı elemanı önceden denemek, işe uyum süresini ve maliyetini azaltmak, işçi devrini düşürmek ve eğitim programlarını endüstrinin ihtiyaçlarına göre biçimlendirmek. Çelişki tam burada başlıyor. Üretim ile eğitimi birleştirmek kendi başına sermaye yanlısı bir fikir değildir. Sosyalist pedagojinin politeknik eğitim anlayışı da teori ile pratiğin, bilim ile üretimin birleşmesini savunur. Fakat amacı öğrenciyi belirli bir işyerinin ihtiyacına göre dar bir beceriye hapsetmek değil; üretimin bilimsel ve teknik bilgisini toplumsallaştırmak, çok yönlü insan yetiştirmektir. Bu nedenle temel soru “Öğrenci fabrikaya gitsin mi?” değildir. Üretim eğitimin parçası mı olacak, eğitim üretimin ihtiyaçlarına mı tabi olacak? OSANOR bu yol ayrımının erken örneklerinden biriydi. Üstelik uygulama büyüdükçe patronların daha fazla öğrenci istemeye başladığı, okulların bu talebi karşılayamaz hale geldiği aktarılıyor. Aynı araştırma ücret ve sigortayı sistemin en ciddi sorunları arasında sayıyor; bazı öğrenciler asgari ücret ve sosyal sigortayla........
