menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

12. yargı paketindeki sınıfsal düzenlemeler

29 0
28.06.2026

Yargıyı hızlandırma, hukuki güvenlik ve uygulamadaki sorunları giderme iddiasıyla TBMM’ye sunulan 12. Yargı Paketi TBMM Adalet Komisyonu’nda kabul edildi. Yargıtay’a görevsizlik ve yetkisizlik nedeniyle bozma yasağı getiren paketin 27. Maddesi, yargıda keyfi uygulama ve kararları daha da kolaylaştıracağı için eleştirilmiş ve büyük tepkiye neden olmuştu. Bu madde komisyonda geri çekildi. Diğer maddeler ise aynen kabul edildi.

Komisyonda kabul edilen bazı düzenlemeler, hak arayışı içindeki işçileri ve emekçileri doğrudan ilgilendiriyor.

Bunlardan birisi belirsiz alacak davasının kaldırılmasına ilişkin düzenleme.

Benzer hukuk sistemlerine sahip İsviçre’de, Almanya’da on yıllardır uygulanan belirsiz alacak dava türü, 1Ekim 2011’de yürürlüğe giren Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile getirildi. Buna göre “davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde”, alacaklıya belirsiz alacak davası açma hakkı tanındı. İşçilik alacakları ve tazminatlarına ilişkin davaların önemli bir kısmı, iş cinayetleri, iş kazaları ve trafik kazalarından sonra açılan tazminat davaları tam da yasanın tarif ettiği kategoriye giriyordu. Böylece davanın açılmasıyla alacağın tamamı için zaman aşımı kesiliyordu ve zaman aşımı tehlikesi bertaraf ediliyordu.

Düzenleme önemli bir ihtiyacı karşılayacaktı. Uzun yargılama süresi nedeniyle işçilerin alacakları en azından zaman aşımına uğramayacaktı.

Zaman aşımı ile hakka el koyma

Ama öyle olmadı. Özellikle işçilik alacakları ve tazminatlarına ilişkin davalarda Yargıtay’ın ve doktrinin bir bölümünün direnciyle karşılaştık. Uzun bir yargılama sürecinden tamamlandıktan, alacak ve tazminat “kanıtlanıp” hüküm altına alındıktan sonra, özellikle Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, işçinin alacağını “belirleyebilecek durumda” olduğunu, bu nedenle belirsiz alacak davası açmasında “hukuki yarar” bulunmadığını ileri sürerek davaları “usulden reddetmeye” başladı.

Alacak kanıtlanmış, mahkeme karar vermiş ama Yargıtay’a göre “hukuki yarar yok”.

İşveren yanlılarının, sermaye sınıfı savunucularının kırk takla atarak geliştirdikleri bu argümana rağmen hala fazla mesai alacaklarında, “hâkimin takdiri indirimi” nedeniyle belirsiz alacak dava türünün kullanılıyor olması; sermaye sınıfı için, işverenler için “külfet”........

© Evrensel