Gök Oğuz Dolayı notları-4: Oğuz soyunun tek Hıristiyan kolu
Türk soyu, ana hatlarıyla 3 kola ayrılıyor: Oğuz, Kıpçak ve Karluk…
Oğuz soyu, genel olarak coğrafyamızın güneyli kesimlerinde yoğunlaşırken, Kıpçak soyu kuzeye doğru uzanıyor. İki boyun arasında sayabileceğimiz Karluk soyu ise, kuzey ile güneyin ortalarında yer alıyor. Yani, bugünkü Özbekistan ile Doğu Türkistan’da kümeleniyor.
Kıpçak Türk boyu içinde Hıristiyan topluluklar çokça yer alıyor. Çuvaş, Tuva, Hakas, Altay ve Yakut Türkleri gibi…
Hoş, bu Türk topluluklarının ne ölçüde Hıristiyanlaştığı tartışılır. Zira bu Türk topluluklarının dinî inanış ve ritüellerinde, hiç de azımsanmayacak ölçüde Şamanî unsurlar bulunmaktadır.
Oğuz Türkleri içindeki tek Hıristiyan topluluk ise Gök Oğuzlar… Belki biraz zorlayacak olursak; büyük bir hatayla, ‘Rum’ olduklarını varsayarak, Lozan Antlaşması kapsamında Yunanistan’la mübadele ettiğimiz Karamanlı Türklerini de Hıristiyan Türklere dâhil edebiliriz.
Fakat Karaman Türklerinin ‘Oğuz’ mu yoksa ‘Kıpçak’ mı olduğuna dair net bir bilgiye sahip değiliz.
Mevcut bilgiler ışığında, Türk’ün Oğuz soyu içindeki tek Hıristiyan topluluğun Gagauzlar (Gök Oğuz) olduğunu söyleyebiliriz.
İSLAM’LA HARMANLANMIŞ HIRİSTİYANLIK
Bununla birlikte, Gagauz Türklerinin Hıristiyanlık inancının, bir ölçüde Müslümanlıkla iç içe geçtiğini söylemek yanlış olmaz.
Çoğu Gagauz dua ve ilahileri Türkçedir. İnanca dair birçok kavram ve isimlendirme, doğrudan Müslümanlıkla ilişkili.
Gök Oğuzlar, ‘Tanrı’ kavramı olarak, doğrudan ‘Allah’ lafzını telaffuz ediyor. Hıristiyan Gök Oğuzların kullandığı dinî terminolojiye dair bazı kelime ve kavramları da, yeri gelmişken sıralayalım: vallaa (vallahi), maşalla (maşallah), Allah raz’olsun, Allah raamet eylesin, din, iman, dua, oruç, hacı, cennet, cendem (cehennem), şeytan, melek, günah, günahker, haram, helal, kıyamet, son şaraat (mahşer günü), gâur (gâvur), hederlez (hıdrellez), klisa (kilise), popaz (papaz) gibi…
İslamî terminolojinin Gagauz dinî hayatına nasıl yerleştiği bilinmiyor. Bazı araştırmacılar, Hıristiyan Karamanlı Türklerinin getirip Gagauzlara sattığı dinî kitaplar aracılığıyla bir İslamî nüfuz oluştuğunu öne sürse de, bu tezi kabullenmek mümkün görünmüyor.
Gök Oğuzların, önce Müslüman ve sonradan Hıristiyan olduklarına dair de herhangi bir bilgi bulunmuyor.
RUS ORTODOKS KİLİSESİNE BAĞLI
Dolayısıyla Hıristiyan Gök Oğuzların, genellikle Arapça ve Farsça kaynaklı İslamî kavramları hangi yolla benimsedikleri, bir sır olarak kalıyor.
Gagauzların dinî hayatlarına ilişkin kavramlaştırmaları ve ana dilleriyle dinî eserler ortaya koymalarında, Mihail Çakır’ın (1861-1938) büyük emekleri olduğunu, bir kez daha hatırlatalım. İlaveten, Dimitri Karaçoban’ın (1933-1986) derleme ve yayınlarını da unutmayalım.
Moldova’ya bağlı bir özerk cumhuriyet olan Gagauz Yeri’nin tüm yerleşim birimlerinde Ortodoks Kiliseleri yer alıyor. Gagauz Ortodoks kiliseleri, merkezi Moskova’da bulunan Rus Ortodoks Patrikliği’ne bağlıdır.
İlaveten, bir kısım misyonerlik çalışmaları neticesinde, bazı şehir, kasaba ve köylerde Katolik ve Protestan temelli tapınakların yerleşmeye çalıştığı da gözden kaçmıyor.
Birkaç bin nüfuslu Gagauz köylerinde bile Ortodoks Kilisesinin yanısıra, bilhassa Protestanlığın bazı kollarına ait kiliseler peydahlanmış bulunuyor.
Asya ve Afrika’nın her yerinde cirit atan Katolik ve Protestan misyonerler, Gagauz Dolayı’na da el atmış bulunuyor.
Komrat:
Gagauz Yeri’nin yönetim merkezi olan Komrat’ta birden fazla kilise bulunuyor. Şehrin Ioana Predteçi Katedrali adını taşıyan merkezî kilisesi, Halk Topluşu’nun (Meclis) tam karşısında yer alıyor.
VAFTİZ, KIRKLAMAYA BENZİYOR
Komrat’taki kiliseyi, Gagauz dostlarım Petro Kristioğlu ve Nikolay Sakallı ile birlikte ziyaretimizde, 10 kadar çocuğun vaftiz törenine denk geldik.
Kendisi Başköy’den olan Papaz Yardımcısı Dimitri Tanasoğlu’dan izin alıp, vaftiz töreninden fotoğraf ve video çektim.
Vaftizin ne zaman yapıldığını sorduğum bir Gagauz kadın, “Bebek 40 günlük olduktan sonra vaftiz zamanı başlar, benim gibi 60 yaşını geçse de vaftiz yapılabilir.” cevabını verdi.
Ne tesadüf; bizde de bebekler 40 günlük olunca ‘kırklanır’. Her iki gelenek de, ‘yunup........© Eurovizyon
