menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ruhu eksilen mahalleler

1 0
yesterday

Çok değil, on - on beş yıl geriye gittiğimizde sokakların nabzı köşe başındaki bakkal dükkânında atardı. Kapıyı ittiğinizde çalan çıngırağın sesi, yalnızca bir müşterinin içeri girdiğini değil; o mahallenin bir ferdinin evine, tanıdık bir eşiğe adım attığını haber verirdi. Bakkal Ahmet Amca ya da Mehmet Abi, içeri girenin sadece adını bilmezdi; evdeki hastayı, askerdeki oğlu, çocuğun karnesindeki zayıfı ve ay sonunun nasıl denkleştirildiğini de bilirdi.

O küçük dükkânlar yalnızca un, şeker, gaz yağı satılan ticarethaneler değildi; mahallenin emanetçisi, çocukların göz kulak olunduğu birer güven adası, yabancı bir ayak sesi duyulduğunda sokağı koruyan görünmez birer karakoldu.

Mahalle bakkalının tezgâhındaki o meşhur, çizgili ve kenarları kıvrılmış veresiye defteri, kapitalizmin soğuk kredi kartlarına ve pos cihazlarına hiç benzemezdi. Orada faiz işlemez, limit doldu diye işlem iptal edilmezdi. O defter, iki insanın birbirine duyduğu "haysiyet ve itimat sözleşmesi"ydi.

Cüzdanda para olmasa da ekmek tezgâhtan alınır, "Maaşı alınca hallederiz" cümlesiyle hesap deftere bir kalem darbesiyle........

© Eskişehir Anadolu