menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ünlüce ES TV ekranlarında ezber bozdu

9 0
latest

Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, salı günü ES TV ekranlarında yayınlanan “Soruyoruz” programının konuğu oldu. Meslektaşlarım Murat Taşkın ve Tarkan Demir’le birlikte sorularımızı yanıtlayan Ünlüce önemli açıklamalarda bulundu. 

Ayşe Ünlüce, geçtiğimiz günlerde Eskişehir’i ziyaret eden Tarım ve Ormancılık Bakanı İbrahim Yumaklı’nnın Çifteler Belediyesi’ni suçlayıcı açıklamaları hakkında görüşlerini belirtti. Hatırlanacağı üzere Bakan Yumaklı Sakaryabaşı’nda su sorunu yaşandığını bu durumdan da Çifteler Belediyesi’nin sorumlu olduğunu ifade etmişti. Ayşe Ünlüce bu açıklamalara tepki gösterdi ve daha yapıcı açıklamalar yapmanın yerinde olacağını belirtti.

Elbette Ünlüce’nin açıklamalarının en çok merak edilen kısmı kentsel dönüşümle ilgiliydi. Gündoğdu’da 11 konut, 4 dükkan ve bir kreşin temellerini atan Ünlüce, 850 yeni konutun da müjdesini verdi. Sanırım bu noktadan sonra AK Partililer CHP’li belediyeleri kentsel dönüşüm yapamadıkları konusunda eskisi kadar çok eleştiremeyeceklerdir.

Yine çok konuşulan trafik sorunu hakkında da konuşan Ünlüce, araç odaklı değil, yaya odaklı bir trafik anlayışını hayata geçireceklerini söyledi. Ki bu ezber bozan bir açıklama. Biz trafik denildiğinde yollarda bekleyen araç konvoylarını düşünüyoruz. Neden böyle düşünüyoruz? Neden vatandaşların toplu ulaşım araçlarından yararlandığı bir trafiği hayal etmiyoruz?

Sosyal yardımları dört kat artırdıklarını, Eskişehir’e yeni mezbahalar kazandıracaklarını da ifade eden Ayşe Ünlüce’nin bu ses getiren röportajını kaçırmamanızı öneririm. Bu güzel programı izlemek isteyenler içinse şuraya bir link bırakıyorum.
https://www.youtube.com/watch?v=s3QrOC6NaLY

Zam gelmeden buharlaştı

Büyükşehir Belediyesi geçtiğimiz günlerde ulaşım bedellerine zam yaptı. Alınan karara göre, tam ESKART ücreti 30 liradan 40 liraya, indirimli ESKART 15 liradan 20 liraya, öğrenci abonman kart ise 350 liradan 450 liraya yükseldi.
Şimdi aklı başında hiç kimse, “Büyükşehir zam yapıyor” diyemez. Çünkü zamları sevgili hükumetimiz yapıyor. Üstelik motorine yapılan zamlar, İran Savaşı başlamadan çok önce yapıldı. Şimdi bir de İran savaşı çıktığına göre, “Asrın Hükumeti” arzu ettiği bahaneyi de bulmuş oldu. Hoş savaştan önce de sürekli zam yapıyorlardı yapmasına ama şimdi bir mazeretleri de olacak. Böylece Büyükşehir Belediyesi’nin yaptığı zam uygulayamaya geçmeden, buharlaşıp gidecek. 

İspanya’da Eskişehirspor rüzgârı

Eskişehirspor İspanya gündemine oturdu. Bilindiği gibi Eskişehir tribünlerinin “Espana” dediği müzik her maçımızda çalınır. Özellikle Bando EsEs’in çaldığı bu marş tribünlerimizi coşturuyor.
Buraya kadar spordan ve özel olarak Eskişehirspor’dan bahsettik. Şimdi işler biraz karışıyor.
Bilindiği gibi İspanya topraklarındaki NATO üstlerinin Amerika tarafından İran Savaşı’nda kullanılmasına izin vermedi ve dünyadan da takdir gördü. Bu konuda biz Türkler de İspanyolları saygıyla karşıladık. Ancak bir İspanyol sosyal medya kullanıcısı Eskişehirspor’un Espana marşını paylaşıp, altına da “Eskişehirspor taraftarı İspanya’yı destekliyor” diye yazınca ortalık karıştı. 
Elbette bütün Türkler gibi Eskişehirspor taraftarı da İspanya’nın bu ilkeli tutumunu beğeniyor. Ancak tribünlerimizdeki Espana marşının İspanyol hükümetini desteklediğimiz için söylemiyoruz. İşin doğrusu paylaşıma giren görüntüler de tam 15 yıl öncesinden kalma.
Bu yanlış anlamadan dolayı rahatsız olmadım. Hatta hoşuma bile gitti. Ancak sosyal medyada yayınlanan her gönderiye inanmamak gerektiğini de hatırlatalım.

Emekli yine unutuldu

Ramazan Bayramının yaklaşmasıyla birlikte, emeklilere verilecek bayram ikramiyesi yine gündem oldu. Maalesef ülkemizde emekliler üvey evlat muamelesi görüyor. Bunu en düşük emekli maaşının 20 bin lira olmasından da çok iyi anlıyoruz. 
Hal böyleyken – en azından – emekli vatandaşlarımız bayramda bir ikramiye alsın diye istiyoruz. Emeklimizin torununa küçük bir harçlık bile verememesi çok üzücü bir şey.
Bu konuda ilk adımı CHP’nin Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu atmış ve iktidara gelmeleri durumunda emeklilere yılda iki maaş ikramiye vereceklerini açıklamıştı. CHP iktidara gelmedi ama AK Parti de bu vaat karşısında kendisini bir şeyler yapmak zorunda hissetti. Netice itibarıyla bir maaş kadar olmasa da h-ükumet şimdiye kadar emekliye ikramiye veriyordu. Ancak geçen sene yalnızca 4 bin lira olan emekli ikramiyelerine bu yıl bir zam yapılmadığını da gördük.
Son olarak CHP Milletvekili Utku Çakırözer konuyu gündeme getirdi ve emeklilerin bir maaş ikramiye almaları gerektiğini savundu.
İktidarımız bu öneriyi – muhtemelen – duymazdan gelecektir. Ancak emekliye layık görülen bu muamelenin de artık bir zulüm olduğunu kendilerine hatırlatmak isteriz.

Çin taraf oldu, Rusya sessiz

İran Savaşıyla birlikte Başkent Tahran tam bir yıkım kentine dönüştü. Öte yandan İran’ın özellikle de Fettah 2 adı verilen füzelerinin, Tel Aviv ve Hayfa şehrine de düştüğünü görüyoruz. Belli ki İsrail Hava Savunma sistemleri pek etkili olamıyor. İran’ın özellikle de isabetli atışlar yapmaya başlaması, dikkatten kaçmıyor. İran öyle eskiden olduğu gibi, rastgele atış yapmıyor. Askeri hedefleri nokta atış hassasiyetiyle vurabiliyor.
Daha önceki savaşlarda isabetsiz atışlar yapan İran’ın daha isabetli atışlar yapmasının ardında Çin Halk Cumhuriyeti uydu desteği olduğu ifade ediliyor. Çin’in İran’ı desteklemesini anlıyoruz. Çünkü İran Çin’in en büyük müttefiki. Öte yandan Rusya’nın sessiz kalmasını da bir köşeye not ediyoruz. Sadece bu olay bile birilerinin Türkiye’de yaygara kopardığı, “Avrasya İttifakı” kavramının içinin ne kadar boş olduğunu gösteriyor.

Tarihte Bu Hafta
Takrir-i Sükun Kanunu ilan edildi

Bundan tam 101 yıl önce 4 Mart 1925’te Türkiye'de hükûmete olağanüstü yetkiler veren Takrir-i Sükûn Kanunu, TBMM'de kabul edildi.
Bu olayı iyi anlayabilmek için Doğu Anadolu illerinde ortaya çıkan Şeyh Said ayaklanmasını bilmek lazım. Şeyh Said ve arkadaşları padişahlığı geri getirmek amacıyla bir isyan başlattıklarını hiç gizlemediler. Dolayısıyla henüz 2 yaşında olan Cumhuriyet de varlığını korumak için bir takım önlemler almak zorunda kaldı.
Takrir-i Sükun Kanunu, tarihçiler arasında iki farklı perspektifle değerlendirilir. Bir yandan, genç cumhuriyetin varlığını tehdit eden bir isyanı bastırmak ve çağdaşlaşma yolundaki engelleri kaldırmak için zorunlu bir "olağanüstü hal" olarak görülür. Diğer yandan ise demokratikleşme sürecini sekteye uğratan ve muhalefeti susturan bir baskı aracı olduğu eleştirisi yapılır.
Ben her iki fikrin de doğru olduğunu düşünenlerdenim. Elbette genç Cumhuriyetin kendisini koruması gerekiyordu. Ancak çok partili demokrasiye dayanan bir Cumhuriyetin de başarılı olmayacağının pek çok örnekleri bulunuyor. 
Netice itibarıyla Türkiye yine çok partili hayata geçti. Ancak hem Takrir-i Sükun kanunu hem de daha sonra yaklaşan 2’inci Dünya savaşı, çok partili hayata geçişimizi öteledi.
Geçmişe dönüp, kendi tarihimizle kavga etmek yerine, geçmişte olan olayları kendi dönemi içinde ve soğuk kanlılıkla değerlendirmek – sanırım – en doğru yaklaşım olacaktır.

Haftanın Sözü 

Biz, olağanüstü sayılan ve fakat kanunî olan tedbirleri, hiçbir vakit ve hiçbir suretle, kanunun üstüne çıkmak için, vasıta olarak kullanmadık.
Mustafa Kemal Atatürk

 


© Eskişehir Anadolu