VAROLUŞSAL PROBLEMLERİMİZ KAPSAMINDA ABD/İSRAİL ve İRAN İHTİLAFI !
Çok erken yaşlarımdan itibaren kafama takılan bir soru vardır; insanlığın hikayesini incelediğimizde ve tekerleğin icadını teknolojik ilerlemenin ilk örneği olarak kabul ettiğimizde, insanlığın bugün ulaştığı seviye farkını tahayyül etmekte bile zorlanıyoruz.
Yani insanoğlu teknolojik alandaki en ilkel tercübelerini miras ve tecrübe yoluyla bir sonraki kuşağa aktarmıştır.
Aynı tecrübe aktarımını insani değerler, ahlaki ve hukuki ilkeler veya kötülükte kaçınma alanında beceremediğimizden, insanoğlu binlerce yıl önce yaptığı kötülük ve vahşetleri tekrar tekrar yapmaktan vaz geçmiyor.
Özetle; insanoğlu teknolojik alanda olduğu gibi düşünsel alanda ve aynı hızla değişip, gelişmedi.En ilkel dönemindeki kötülüklerini zaman zaman veya sıkça yapmaya devam ediyoruz...
Teknolojik birikim alanında aldığımız müthiş mesafeyi "düşünsel" alanda da almış olsaydık, insanoğlu kanatsız melekler haline gelirdi değil mi?
Bu derin çelişkinin rasyonel ve bilimsel izahı olmalı değil mi? Bu sorudan hareket ettiğimizde, cevapları tek bir bilim dalının verileriyle bulamıyoruz. Zorunlu olarak antropoloji, evrimsel biyoloji, nörobilim, siyaset bilimi, sosyoloji ve hatta ekonomi birlikte düşünülmeli noktasına geliyoruz.
İnsan beyni yaklaşık 50–70 bin yıldır biyolojik olarak büyük ölçüde aynı ama teknolojik ilerlemede “kümülatif bir evrim” yaşıyoruz.Tekerleğin icadından (MÖ 3500 civarı, Mezopotamya) başlayarak, bilim devrimi, buhar makinesi, nükleer enerji, yapay zekâ gibi alınan mesafeyi düşününce, bir sonuca varıyoruz; teknoloji birikimli ve geri döndürülemez bir şekilde ilerler. Çünkü: yazı icat edildi, matbaa bilgiyi çoğalttı, bilimsel yöntem........
