menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

AHTAPOTTAN ÖĞRENDİKLERİM (Film)

290 0
02.09.2026

Bugün bir değişiklik yapıp ahtapottan ve onunla ilgi çekilen filmden bahsetmek istedim.

“Ahtapottan Öğrendiklerim”, hayatı çıkmaza giren bir belgeselcinin, Güney Afrika'daki yosun ormanlarında yaşayan yabani bir ahtapotla kurduğu sıra dışı ve duygusal bağı konu alan, 2020 Güney Afrika yapımı Oscar ödüllü belgesel bir filmdir.

AHTAPOTTAN NE ÖĞRENİLEBİLİR Kİ?

Sonuçta alemdeki 18 milyon canlı türünden biri. Üstelik omurgasızlardan. Memelilerden bile değil. Yani beyinleri bize benzemiyor.

Öyleyse şöyle diyelim mi?  Alemde var olan her şey bilgidir. Hey şey benim öğretmenimdir. Ben ondan öğrenirim.”

Ademin iki oğlundan kardeşini öldürenin, ölü kardeşini toprağa gömmeyi kargadan öğrendiği gibi (Maide 5:31).”

"Âlem" kelimesi, "bilinebilen şey, bilginin konusu olan her şey" anlamına gelir. Alemde olan her şey bilgidir. Kendisiyle bilgi edinilen ve bilinen varlık alanını temsil eder. İnsan aklının, duyu organlarının veya kalbinin bilgi üretebildiği, idrak edebildiği her şey bu kapsama girer.

Yaratıcıya Alamet: Âlem, aynı zamanda Yaratıcıya işaret eden bir "alamet" (gösterge) ve "nişan" demektir. Varlık sahnesindeki her şey, kendini var edenin bilgisini taşır.

Görünen ve Görünmeyen: Âlem sadece maddi dünyayı kapsamaz; insanın bilgi, sezgi ve idrak sınırlarına giren hem fiziksel (şehadet) hem de metafizik (gayb) tüm boyutları içerir.

Çoğul Vurgusu: Kur'an'da bu kelimenin tekil değil de çoğul (âlemîn) olarak kullanılmasını, evrendeki türlerin, mikro ve makro dünyaların, boyutların çeşitliliğine ve her birinin ayrı birer bilgi/işaret dünyası olduğuna bağlar.

Özetle bu yaklaşım; evreni durağan, anlamsız bir maddeler bütünü olarak görmek yerine, Allah'ı tanıtan canlı bir bilgi dokümanı ve ayetler bütünü olarak okumayı amaçlar.

İşte bu alemdeki sayısız varlıklardan biri olan bir ahtapotun hikayesi bu…

Doğaya Sığınış: Ağır bir tükenmişlik sendromu yaşayan ünlü belgesel yönetmeni Craig Foster, hayatına yeniden yön vermek için çocukluğunun geçtiği Güney Afrika sahillerine geri döner. Ruhsal bir iyileşme arayışıyla, buz gibi okyanus sularındaki devasa kelp (deniz yosunu) ormanlarına tüpsüz dalışlar yapmaya başlar.

İlk Karşılaşma: Foster, dalışlarından birinde pusu kurmak için kendisini deniz kabuklarıyla kamufle eden oldukça zeki ve meraklı bir dişi ahtapotla karşılaşır. Bu canlıdan etkilenerek onu her gün ziyaret etmeye karar verir.

Güven ve Dostluk: Zamanla ahtapot, Craig Foster’ın zararsız olduğunu anlayarak ona güvenmeye başlar. İnsan ile ahtapot arasında, dokunmaya ve karşılıklı etkileşime dayalı inanılmaz bir dostluk bağı gelişir. Foster, ahtapotun........

© Enpolitik