menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

ANA MUHALEFETİN KISIR DÖNGÜSÜ

13 0
24.06.2026

Türkiye’de son yirmi yıllık siyasal süreç incelendiğinde, özellikle CHP çevresinde oluşan muhalif siyasal kültürün en dikkat çekici özelliklerinden biri “kurumsal siyaset” yerine “kurtarıcı figür” üretmeye dayalı bir refleks geliştirilmiş olmasıdır. Bu refleks, yalnızca siyasal lider tercihlerinde değil medya dili, sosyal medya davranışları, seçmen psikolojisi ve muhalefetin genel stratejisinde de açık biçimde görülmektedir.

Ekmeleddin İhsanoğlu, Muharrem İnce ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanlığı adaylık süreçleri bu durumun en belirgin ve somut örneklerini oluşturmuştur. Her üç örnekte de seçim öncesinde adaylar olağanüstü biçimde idealize edilmiş; “kazanacak aday”, “toplumu birleştirecek lider”, “tarihi fırsat”, “demokrasi kahramanı” gibi nitelemelerle adaylar neredeyse eleştiriden muaf hale getirilmiştir. Ancak seçimlerin kaybedilmesinin hemen ardından aynı adaylar bu kez ağır biçimde değersizleştirilmiş, seçim başarısızlığının neredeyse tamamı kişisel olarak onların üzerine yıkılmıştır.

Bu durum, çok partili siyasal hayata geçildikten sonra 70’li yılların ilk dönemindeki politika ve icraatlarını istisna tutarsak CHP’de kronikleşen yapısal bir zihniyet problemini göstermektedir : Siyasal mücadeleyi kurumsal programlar, hukuk reformları, devlet modeli önerileri ve somut yönetim projeleri üzerinden değil kişilere yüklenen “kurtarıcı misyonlar” üzerinden yürütme alışkanlığı. 

Bu tarz siyaset yapma ya da yapamama halinin CHP çizgisindeki medya ve CHP’nin tabanı tarafından tartışılmadan kabullenilmesi ve her dönemin adayının bu çevreler tarafından ölçüsüz bir şekilde yüceltilmesi ve sonrasında aynı pervasızlıkla kaybeden adayın aşağılanması döngüsü ve bu döngü içerisinde harcanan enerji ana muhalefet partisini hem kurumsal / yapısal eksikliklerini görüp onarabilmekten ve hem de devlete ve millete yönelik olumlu siyaset ve projeler üretebilmekten uzağa düşürmüştür. 

Bugün Ekmeleddin İhsanoğlu, Muharrem İnce ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanlığı adaylıklarındaki benzer süreç, Özgür Özel Ekrem İmamoğlu etrafında yeniden üretilmektedir.

Özellikle CHP’ye yakın medya organlarında ve sosyal medya ekosisteminde, Ekrem İmamoğlu çoğu zaman yalnızca başarılı bir belediye başkanı olarak değil; adeta “kaçınılmaz lider”, “doğal cumhurbaşkanı”, “Türkiye’yi kurtaracak figür” gibi sunulmakta, benzer şekilde Özgür Özel de yerel seçim başarısından sonra ve özellikle de mutlak butlana ilişkin kararın açıklanmasından bu yana geçen süre içerisinde “partiyi dönüştüren lider”, “yeni dönemin mimarı”, “toplumsal enerjiyi yakalayan siyasetçi” şeklinde idealize edilmeye........

© Enpolitik