“Kabe’de Hacılar Hu der Allah” İlahisi Ülkeye Ne Kazandırdı?
Son günlerde Celal Karatüre’nin seslendirdiği “Kabe’de Hacılar Hu der Allah” siyaseten öncelenince ülkeyi ikiye böldü. Önce Sn. D. Bahçeli, sonra Sn. R.T. Erdoğan destek verip, tebrik edince, muhafazakar kesim “ne oldu, rahatsız mı oldunuz, ilahiler bizimdir vb.” söylemlerle olayı farklı bir boyuta taşıdı.
Hiç kimse bu ilahinin bestesi, yorumu, kalitesi üzerine durmadı. Biz en çok buna üzüldük.
1/ İlahi, Allah'ı veya kutsal kişi ya da varlıkları övmek amacıyla bestelenen sözlü dini yönü ağır basan bestelerdir. İlahi kelimesi Arapça kökenli bir kelimedir ve "Ey Tanrım!" anlamına gelmektedir. İlahiler çok eski zamanlardan bu yana dinlerin ve inançların önemli bir parçasını oluşturmuştur. Demek ki ilahilerin okunması C.Karatüre ile doğmamıştır.
2/ İlahileri dinlemek için sağcı-solcu kavramı yeterli olamaz. İnsan olan, değerlerine sahip çıkan her kişi özellikle Ramazan aylarında ilahilere yönelir, dinler, söyle, paylaşır. Ben, “ilahileri sevmiyorum” diyene rastlamadım.
3/ Her solist, icracı ilahi okumaz, repertuvarında yer vermez. En çok Yunus Emre’nin “Ben yürürüm yane yane, Aşk boyadı beni kane” ilahisi okunur. Sadece ilahi okuyan solistlerimiz vardır. Onlar da Ramazan ve özel günlerde ilahileri icra ederler. İlahi, tıpkı Ezan gibi; güzel sesli, duygulu, yorumlu, yumuşak tonda, içten vb. okunmalıdır.
4/ Bir bestenin çok tıklanması onun çok iyi olduğunu göstermez. Bu popüler kültürün bir işleyişidir. Üstelik işe siyaset girince taraftarların izlemesi........
