The Big Short; çöküşün matematiği, ahlâkın iflası
The Big Short’un en zekice yaptığı şeylerden biri de bu karmaşık sistemi eğlenceli bir dille anlatmasıdır. Dördüncü duvarı yıkar, izleyiciye göz kırpar, finans jargonunu sokak diline çevirir.
Bazı filmler vardır ki bir hikâye anlatmaz, bir sistemin maskesini indirir. The Big Short filmi tam olarak bunu yapar. Bu bir kriz filmi değildir. Bu, krizin neden kaçınılmaz olduğunu anlatan bir teşhir tiyatrosudur.
2008 mortgage krizi ile çoğu insanın yaşadığı büyük felaketi bize tüm çıplaklığı ile gösteren The Big Short temelde bize şunu fısıldar… Bu bir felaket değildir, tasarlanmış, planlanmış ve uygulanmış bir ekonomik felaket mekaniğidir.
Filmdeki iki ana karakterden biri olan Dr. Michael Burry bir Tıp doktorudur. Finansın dışından gelen bir “anomali.” Sistemin içindeki herkes aynı dili konuşurken, o başka bir şey yapıyor… Bakıyor… Sadece bakıyor.
Ve gördüğü şey basit ama ürpertici… İnsanlar borçlarını ödeyemeyecek ama ekonomik sistem bu borçlar üzerinden büyümeye devam edecek…
Yani ortada bir çelişki yok. Ortada organize bir körlük ve kötülük var.
Burry’nin fark ettiği şey aslında bir finansal model değil, bir insan davranışı… Herkesin kazandığını düşündüğü yerde, kimse riskten ve olumsuzluktan bahsetmiyor…
Film burada çok kritik bir noktaya parmak basıyor… Bu krizin matematiksel bir hata değil,........
