menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş saldırıları neyi anlatıyor?

32 0
16.04.2026

Bu süreçte bireyler yalnızca sistemin mağduru olmaz; aynı zamanda farkında olmadan bu çürümenin taşıyıcısı hâline de gelir. Çünkü normalleşen her yanlış, bir sonraki yanlışın zeminini hazırlar.

İki (Y), bir (A) ve (T)’nin yaygın olduğu her ülkede rol model para ve daha fazla para olur.

Toplumların yönünü belirleyen sadece ekonomik göstergeler değildir; aynı zamanda hangi değerlerin ödüllendirildiği ve hangi davranışların meşrulaştırıldığıdır. Bu nedenle rol model meselesi, yüzeyde basit görünse de aslında derin bir zihniyet meselesine işaret eder.

Hal böyle olunca, yani yolsuzluğun (Y), yoksulluğun (Y), adaletsizliğin (A) ve teknolojinin (T) bir arada hüküm sürdüğü toplumlarda, toplumun bütün kodları altüst olur.

Bu altüst oluş, sadece bugünü değil, geleceği de ipotek altına alır. Çünkü değerler sisteminin bozulduğu bir yerde, yeni kuşaklar sağlıklı bir referans çerçevesi bulamaz.

Bu dört unsurun birleşimi, yavaş yavaş ama derinlemesine bir çürüme döngüsü yaratır. Emeksiz sermaye arayışı, hak edilmemiş saygınlık peşinde koşma, bir günde servet sahibi olma hayali, yasa dışı hayatın cazibesi, çeteleşme, medyanın ahlakını kaybederek izlenme şehvetine kapılması, kolay para için her yolun mübah görülmesi, gençliğin kendine lanse edilen yaşam biçimine kayması, utanma duygusunun yok olması, yoksulluğun beceriksizlik olarak görülmesi, zenginliğin erdem diye sürekli gözlere sokulması ve nihayet kutuplaştırmanın toplumu sorgulamaz hâle getirmesi.

Bu süreçte bireyler yalnızca sistemin mağduru olmaz; aynı zamanda farkında olmadan bu çürümenin taşıyıcısı hâline de gelir. Çünkü normalleşen her yanlış, bir sonraki yanlışın zeminini hazırlar.

Hepsi birbirini besleyen, birbirini güçlendiren bir zincir hâline gelir. Bu tablo, sadece ekonomik bir sorun değil; kültürel, ahlaki ve toplumsal bir çöküş meselesidir.

Dolayısıyla çözüm de yalnızca ekonomik araçlarla sınırlı olamaz. Aynı anda ahlaki, kurumsal ve kültürel bir yeniden inşa gerektirir.

Yolsuzluk Algı Endeksi’nde düşük puanlar alan ülkelerde (Türkiye’nin 2025’te 31 puanla 124. sıraya gerilemesi gibi), yoksulluk ile çeteleşme arasında güçlü bir ilişki gözlenir.

Bu tür veriler, sorunun yalnızca hissiyat değil, somut gerçeklik olduğunu ortaya koyar. Sayılar, toplumsal çözülmenin istatistiksel karşılığını açıkça göstermektedir.

Zenginlikle yoksulluk arasındaki uçurum büyüdükçe, “kısa yoldan zengin olma” hayali sokaklara sirayet eder.

Bu hayal, zamanla bir........

© Elips Haber