Demokrasi hemen şimdi
Türkiye’de demokrasi, hak ve hukuk, ifade özgürlüğü, yargı bağımsızlığı gibi temel taşlar ciddi şekilde hasar görmüş durumda.
Eğer bu ülkede demokrasi ve demokratikleşme eksikliği vardır diyorsanız –ki vardır diyorsunuz–, o zaman neden ve niçin demokratikleşme adına hemen şimdi harekete geçmiyorsunuz?
Bu soru, yıllardır içimi kemiren, geceleri uykumu kaçıran bir soru. Çünkü ortada bir gerçek var ve bunu inkâr etmek mümkün değil.
Türkiye’de demokrasi, hak ve hukuk, ifade özgürlüğü, yargı bağımsızlığı gibi temel taşlar ciddi şekilde hasar görmüş durumda. Bunu sadece ben söylemiyorum.
Uluslararası raporlar, mahkeme kararları, akademisyenler, hatta bazen iktidar içinden yükselen sesler de aynı şeyi tekrarlıyor. Peki bu tespiti yapanlar, yani sizler, neden hâlâ “bir gün” diye bekliyorsunuz?
Neden “koşullar olgunlaşsın” diye oyalanıyorsunuz? Demokrasinin güçlenmesi ülkeye zarar vermez ki! Tam aksine, ülkeyi daha güçlü, daha itibarlı, daha dirençli kılar.
Eğer niyetiniz gerçekten kendinizin daha güçlü olması değil de bu ülkenin güçlü bir ülke olmasıysa, o zaman bir an evvel harekete geçmeniz gerekmiyor mu?
Düşünün bir kere. İktidarlar gelip geçicidir. Tarih boyunca gördük: Bir parti, bir lider gelir, koltuğa oturur, sonra gider. Ama geride bıraktıkları tahribatlar kalıcı olur. Yargıyı siyasallaştırmanın, medyayı susturmanın, muhalefeti ötekileştirmenin yaraları nesiller boyu sarılmaz.
Aynı şekilde, özgürlükçü hamleler de kalıcı iz bırakır. Bir Anayasa değişikliğiyle güçler ayrılığını gerçekten hayata geçirdiğinizde, bir basın kanunuyla gazetecileri hapse tıkmak yerine fikirlerini özgürce yazmalarını sağladığınızda, bir seçim sistemiyle halkın iradesini daha adil yansıttığınızda… Bunlar kalıcı olur.
Bunlar, torunlarımızın “bizim nesil burada bir şeyler değiştirdi” diye gururla........
