Laiklik tartışması tuzağı
Geçtiğimiz hafta 168 aydın, yazar, sanatçı, gazeteci bir “laiklik bildirisi” yayınladı. Bildiri özetle Türkiye’nin ABD destekli bir “Talibanlaşma” süreci içerisinde olduğunu, “siyasal İslamcı rejim” eliyle “laik eğitimi, laik hukuk düzenini ve laik kamusal hayatı adım adım ortadan kaldırmaya yönelik hamleler”in ivme kazandığını söylüyor ve en sonunda da “karanlığa teslim olmayacağını” belirtiyordu.
Sol/sosyalist görüşlü entelektüellerin yayınladığı bu bildiri aslında temel olarak Ramazan ayı nedeniyle okullarda yoğun bir şekilde gerçekleştirildiği anlaşılan dini etkinliklere bir tepkiydi.
Bilindiği üzere Türkiye’de sosyalistler dar bir camia ve toplumsal etki alanları sınırlı. Normal şartlarda böyle bir bildiri biraz gündem yaratır, sonrasında unutulur giderdi.
Başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere iktidar temsilcileri bildiriyi konuşmalarında doğrudan hedef alınca bildiri tartışması büyüdü. En son Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin bildiriyi yayınlayanlarla ilgili dava açtıklarını söyledi.
Bildirinin ana argümanının ve bildiride kullanılan ifadelerin doğruluğuna ve yanlışlığına girmeyeceğim. Maalesef ülke bunları tartışabilir olmaktan oldukça uzakta.
Benim dikkatimi daha çok çeken, Cumhurbaşkanı Erdoğan veya Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in normal şartlarda muhatap almayacağı sol/sosyalist çevrelerin yayınladığı böyle bir bildiriyi neden bu kadar hedef aldığı.
İşte bu noktada muhalefet adına bir tuzak olduğu görülüyor.
Türkiye’nin sosyolojisi gereği laik kesimin........
