İran savaşında meşruiyet arayışı; Türkiye-NATO savaşa girer mi?
İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’ın, çatışmaya taraf olmayan Körfez Arapları ve Türkiye’nin de dahil olduğu komşulardan özür dilemesi ve “komşu ülkeler bir daha vurulmayacak” açıklaması kritik önemdeydi. Ancak Pezeşkiyan, bu açıklaması nedeniyle Molla rejiminin “şahin” kesimi tarafından adeta linç edildi.
Çatışmanın ilk haftasında İran’ın şahin kanadının stratejisinin hakim olduğu da açık; İran “asıl düşman” İsrail yerine, Körfez Arap ülkelerine odaklanarak, savaşı yayma, küresel enerji piyasaları üzerinden ABD yönetimini sıkıştırmanın peşinde. İran’ın saldırıları sonucunda; - Suudi Arabistan’da Aramco rafinerisi vuruldu ve tedbiren kapatıldı. - Irak’ta Kürt yönetimi petrol üretimini tedbiren durdurdu. - Kuveyt’teki Ahmedi rafinerisi yıkıntı haline geldi. - Chevron İsrail açıklarındaki Leviathan gaz sahasını kapattı. - Katar’da Ras Laffen LNG sahasına İHA saldırısı oldu. Doha yönetimi “mücbir sebep” ilan ederek doğalgaz tedarik anlaşmalarını durdurduğunu açıkladı. - Hürmüz Boğazı geçişi kapandı. Enerji fiyatları tırmanıyor.
28 Ocak’ta İsrail’in saldırısı ile başlayan, ABD’nin de devreye girmesi ile hızlanan İran savaşında bir haftanın sonunda çatışma daha da şiddetlenmeye doğru evriliyor. Ancak ilk saldırının üzerinden geçen bir haftada, ABD-İsrail’in yanında herhangi bir ülke ya da silahlı grubun çatışmaya dahil olmaması önemli. Oysa ABD -İsrail ikilisi, cephenin yeni ülkeleri de kapsayacak şekilde genişlemesinin İran’a yönelik saldırılarının “meşruiyeti” artıracağını hesaplıyordu. Ancak geçen sürede, değil cepheye yeni eklemeler yapmak, ABD yönetimi Batı’daki müttefikleri nezdinde de giderek “meşruiyetini” kaybetmekte; İspanya Başbakanı Pedro Sanchez’in savaş karşıtı çıkışı, aralarında Türkiye’nin de olduğu pek çok ülkede büyük destek aldı. İtalya ve İngiltere, Trump yönetiminin beklentilerinin aksine, çatışmada aktif taraf olmayı seçmediler. İlk günlerde bölgeye bir uçak gemisi göndereceğini açıklayan Fransa bile, bunun “saldırı amaçlı” değil, müttefikleri koruma amaçlı olduğunu açıklamak durumunda kaldı.
ABD ve İsrail’in beklentilerinin aksine, İran’ın topraklarındaki Amerikan üslerini bombaladığı Körfez Arapları bile çatışmaya aktif olarak dahil olmadılar. Hatta Suudi Arabistan hafta sonunda sıcak çatışmayı bitirmek için devreye girmeyi bile teklif etti.
“Kimliği belirsiz” saldırılara dikkat!
ABD ve İsrail, İran’a saldırılar konusunda özellikle müttefikler nezdinde “meşruiyet arayışına” girmişken, Kıbrıs ve Türkiye’ye yönelik atılan iki füze çok dikkat çekti. Kıbrıs Adası’nın güney kesimindeki egemen İngiliz askeri üssü vuruldu, Türkiye’ye yönelik füze ise Akdeniz’deki Amerikan donanması tarafından düşmeden imha edildi.
İran, her iki füzeyi de kendisinin ateşlemediğini açıkladı. İngiltere Savunma Bakanlığı yaptığı açıklamada füzenin İran topraklarından ateşlenmediğini resmen doğruladı.
İngiltere ve Türkiye’nin “ kimliği belirsiz” bu saldırılar için seçilmeleri anlamlı. Her iki ülke de NATO üyesi. Eğer füzelerin İran’dan ateşlendiğine ilişkin kanaat oluşsaydı, NATO’nun da İran’a karşı İsrail/ABD yanında çatışmaya girmesinin önü açılabilirdi. Bu ihtimal -şimdilik- devre dışı kalmış görünüyor. Ancak yeni “kimliği belirsiz” saldırılarla yeni denemelerin olmayacağı........
