Gölgeden çıkan ejderha; Çin sessizliğini bozuyor
Avrupa’nın Rusya’yı ekonomik yaptırımlarla baskı altına alma stratejisine karşı Çin’in ihracat kontrolleriyle cevap vermesi, Ukrayna savaşının ekonomik cephesinde yeni ve daha sert bir dönemin başladığına işaret ediyor.
İran savaşı uzadıkça Çin sessizliğini bozuyor; Pekin artık sadece izlemiyor, oyunun kurallarını da değiştirmeye yönelik hamleler de yapıyor.
İran savaşı başladığında uluslararası kamuoyunun dikkati İsrail ve ABD üzerindeydi. Çin ise savaşın ilk haftaları boyunca alışılmış stratejisini izledi; düşük profilli açıklamalar yaptı, doğrudan askeri söylemlerden kaçındı ve ekonomik ilişkilerini ön plana çıkaran dikkatli bir diplomasi yürüttü.
Ancak son günlerde yaşanan gelişmeler, bu sessizliğin sona erdiğini gösteriyor. Birbiriyle ilk bakışta ilgisiz görünen birçok gelişme aslında aynı büyük resmin parçaları haline gelmeye başladı. ABD Başkanı Donald Trump’ın Çin’e İran konusunda açık tehditte bulunması, Pekin’in buna alışılmadık sertlikte cevap vermesi, Avrupa savunma sanayisini hedef alan Çin yaptırımları, Tayvan üzerinden Washington’a verilen mesajlar, Hürmüz Boğazı etrafındaki enerji mücadelesi ve Pekin’in aldığı önlemler hep birlikte okunmalı;
Çin artık yalnızca ekonomik bir güç olarak değil, jeopolitik bir aktör olarak da sahaya çıkıyor. Üstelik bunu doğrudan ABD’nin en hassas cephesinde, Ortadoğu üzerinden yapıyor.
Trump ilk kez Çin’i doğrudan hedef aldı
Nitekim ABD Başkanı Donald Trump’ın son açıklamaları, Washington’un Çin’i artık İran dosyasının dışında tutmadığını gösteriyor. Trump’ın, “Çin İran’a silah sağlamayı bırakmalı” uyarısını diplomatik bir çağrıdan çok stratejik bir uyarı olarak yorumlamak mümkün. Trump’ın bu açıklamasındaki “Bin füze hazır bekliyor. Füzeler bayrak kontrolü yapmaz” cümlesi de kritik önemde. ABD Başkanı’nın bu açıklamayla sadece Pekin’i değil, Çin üzerinden İran’a destek vermeyi düşünebilecek tüm aktörleri uyardığı son derece açık.
Trump’ın bu açıklamasını yeni bir eşiğin ilanı olarak görmek yanlış olmaz; Washington, İran’a yapılacak dolaylı askeri desteği artık bölgesel bir mesele değil, doğrudan Amerikan güvenliğine yönelik bir meydan okuma olarak değerlendireceğinin sinyalini verdi.
Pekin yönetimi geri atmadı
Ancak bu kez Pekin’den çok değişik bir ses geldi. Çin yönetimi Trump’ın uyarıları üzerine geri adım atmak yerine söylemini sertleştirdi. Çin Dışişleri Bakanlığı Trump’ın suçlamalarına karşılık “Biz İran’ın yanında değiliz, ticaret yapıyoruz” yanıtını verdi. Ancak Pekin bu yanıtla da yetinmedi. Trump’ın, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in kendisine “İran’a silah satılmayacağı” yönünde güvence verdiği iddiası da doğrudan reddedildi. Pekin bunun yerine İran’ın “egemenliğini, güvenliğini ve ulusal onurunu” desteklediğini ilan etti.
Çin diplomasisi uzun yıllardır sert ifadeler kullanmaktan özellikle kaçınan bir geleneğe sahip. Bu nedenle kullanılan dilin tonu sıradan bir diplomatik açıklamanın çok ötesinde.
Hürmüz tartışması yeni cepheye dönüştü
Çin’deki söylem değişikliğinin bir başka örneği Hürmüz Boğazı konusunda yaşandı.
Trump’ın “Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmanın maliyeti günde iki milyar dolar” sözlerine karşılık da Çin Dışişleri Bakanlığı, boğazın savaş öncesinde açık olduğunu, bugünkü krizin ise ABD’nin İran’a yönelik askeri operasyonlarının sonucu olduğunu savunan bir açıklama yaptı. Böylece ilk kez dünyanın en büyük iki ekonomisi, yalnızca enerji........
