menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Gümrük Birliği eskidi, ama hukuki bağlayıcılığı geçerliliğini koruyor

64 0
16.10.2026

DIŞ Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK)/Türkiye-Avrupa İş Konseyleri, “European Business Summit” (EBS-Avrupa İş Zirvesi) işbirliği ile Brüksel’de (Belçika) düzenlenen “II. EU-Türkiye Business Summit” (II. AB-Türkiye İş Zirvesi”nde Ticaret Bakan Yardımcısı Mustafa Tuzcu’nun sunumu dikkat çekiciydi.

Mustafa Tuzcu, Avrupa Birliği’nin (AB) küresel rekabetçiliği artırma hedefini desteklediklerini belirterek söze girdi:

-          Ancak, uygulanan yöntemlerden derin endişe duyuyoruz. En büyük hayal kırıklığımız, Gümrük Birliği’nin modernizasyonunda yaşanan duraksamadır. Avrupa Komisyonu’nun yetki talebinin üzerinden 10 yıl geçti ama resmi müzakereler hâlâ başlatılamadı.

Tuzcu, “Otuz Yılın Ardından: Yeni Bir Ticaret Dönemi İçin AB-Türkiye Gümrük Birliği’nin Yeniden Kalibre Edilmesi” başlıklı oturumdaki sunumunda 1963 yılına uzandı:

-          Türkiye, 1963 yılından bu yana Avrupa’nın stratejik vizyonunun bir parçası. Gümrük Birliği, bu yolculuğun temel taşı. Ulaşılan entegrasyon düzeyinin takdir edilmesi gerekiyor.

Ulaşılan entegrasyon düzeyini verilerle ortaya koydu:

-          Son 30 yılda ikili ticaret hacmimiz yaklaşık 10 kat artarak 23 milyar dolardan 233 milyar dolara ulaştı. Bu rakamın arkasında sınır ötesi entegre üretim ekosistemimiz yer alıyor.

Otomotiv, makine ve elektrikli teçhizat sektörlerinin karşılıklı işleyen küresel üretim ağlarına bağlı olduğunu vurguladı:

-          Bu iki yönlü ilişki her iki tarafta da istihdam yaratıyor ve teknoloji transferi sağlıyor.

Türkiye’nin AB tam üyeliği adayı olduğunu anımsattı:

-          Hizmetler, dijital ticaret, kamu alımları ve yeşil dönüşümü kapsayacak modern bir çerçeveye ihtiyaç duyulurken, AB tarafındaki siyasi irade eksikliğini anlamlandırmak zordur. Gümrük Birliği’nin kapsamı eskimiş olsa da hukuki bağlayıcılığı mutlaktır.

AB’nin “Net Sıfır Sanayi Yasası” gibi politikalarında kısıtlayıcı “Made in Europe” gibi kurallar getirmesinin entegre değer zincirlerini riske attığını kaydetti:

-          Bu durum, Avrupa’nın güçlendirmek istediği sanayi ekosisteminde maliyetleri artırır. AB’nin yeni çelik rejimi ve “Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması”nın (SKDM) oluşturduğu mevzuat karmaşıklığı da özel sektör için büyük zorluktur.

Yaşanan sorunlara rağmen Türkiye ile AB arasındaki karşılıklı ekonomik bağımlılığın hayati önem taşıdığını vurgulayıp, “Yüksek Düzeyli Ticaret Diyaloğu” mekanizması kapsamında ilişkileri geleceğe taşıyacak 6 maddelik stratejik öncelik listesini irdeledi:

Gümrük Birliği’nin kurallarına bağlı kalınması ve mevcut kuralların korunması gerekiyor. Hizmetler, dijital ticaret, tarım ve işlevsel bir anlaşmazlık çözümü mekanizması sürece dahil edilmeli.

Karşılıklı kamu alımları konusundaki görüşmeler kademeli ve ilerleyici bir yaklaşımla olumlu seyirde........

© Ekonomim